Sedef hastalığı hamilelikte bebeğe geçer mi ?

Sedef hastalığı hamilelikte bebeğe geçer mi ?


Sedef hastalığı hamilelikte bebeğe geçer mi ?

Hayır, sedef hastalığı hamilelikte bebeğe kesinlikle geçmez. Öncelikle sedef bulaşıcı bir hastalık değildir. Bu yüzden anneden bebeğe direkt bu hastalığın geçme ihtimali yoktur. Anne genetik kimliğini bebeğe aktardığı için belki ileriki dönemlerde çeşitli tetikleyiciler ile birlikte çocukta da hayatının bir döneminde sedef görülebilir. Ancak ailede sedef hastalığının var olması, çocukta da bu hastalığın görüleceği anlamına gelmez. Yapılan araştırmalar genetik faktörlerin sedef hastalığında %25 oranında etkili olduğunu ortaya koymuştur.

Sedef hastaları için önerilen besin takviyeleri

Sedef hastalığı tedavisi desteklendiğinde çok daha iyi ve hızlı sonuçlar alınabilir. Aşağıda belirteceğimiz takviyeler ile bu destek sağlanacaktır:
D vitamini : Sedef hastalığı tedavisinde güneş ışığının etkisi büyüktür. Güneş ışığı vücutta D vitamini üretimini aktive eder. Derinin epidermis tabakasında (yani derinin üzerindeki ilk katlarda) keratinositler bulunur. Keratinositler, 7-dehidrokolesterolü UVB ışınları sayesinde D3 vitaminine dönüştürür. Güneş ışığı UVB ışınları açısından doğal bir kaynaktır. Bunun dışında UVB ışınlarının salınmasını sağlayan fototerapi işlemi yaptırılarak da bu etki sağlanabilir. Bunların yeterli gelmediği ya da mümkün olamadığı durumlarda oral kalsitrol (ağız yolu ile alınan kalsitrol maddesi içeren ilaç) ve topikal (deriye uygulanan) D vitamini preparatları da verilebilir. Sedef hastalarının kan serumu incelendiğinde D vitaminin biyoaktif (canlı dokuları etkileyen) formu olan kalsitrol (1,25-dihidroksikolekalsiferol) seviyesi oldukça azalmış görülür. Böyle durumlarda ağızdan takviyeye çok ihtiyaç duyulur. Topikal (deriye uygulanan) D vitamini preparatları ise ciltte aşırı hücre çoğalmasını engeller. D vitamini takviyesinin doktor kontrolünde alınması şarttır. Aksi halde kanda kalsiyum miktarı normal seviyenin üzerine çıkar. Özellikle dahilen (ağızdan) alınan takviyelerde bu risk daha fazladır. Topikal D vitaminlerinin yan etki oluşturma ihtimali çok daha düşüktür.
Vitamin ve mineral kompleksleriSedef hastalığı ile birlikte vücutta azalış gösteren A vitamini, B vitamini kompleksi ve çinko düzeylerinin normal seviyelere getirilmesi gerekir. Sedef hastalarının pek çoğunda glikoz ve serum insülin seviyelerinde ciddi artış görülür. Bu da tip-2 diyabet ve metabolik sendrom riskinin artmasına zemin hazırlar. Sedef hastalığı ile birlikte kanda düşen folik asit seviyesi ise kardiyovasküler (kalp ve damar) hastalıklarının riskinde artışa sebep olur. Bu durumların önüne geçmek için folik asit antagonisti ilaçlar yazılabilir. Sedef hastalığında kullanılan metatreksat ilaçları ile birlikte folik asit takviyesi mutlaka yazılır. Bu takviye doktor kontrolünde alınmalıdır. Doktorun belirlediği ölçüde günde 1-5 mg alınabilir. Folik asidin aktif formu olan 5-metiltetrahidrofolat da yaklaşık olarak aynı dozlarda kullanılır.
E vitamini ve selenyum takviyeleri de vücutta antioksidan etkiyi sağlar. Ayrıca sedef hastalarında selenyum seviyesi düşeceğinden bu takviye ile birlikte mineral açığı da kapatılmış olur.
Balık yağı : Kandaki trigliserid düzeyini düşürmek için bu takviye yazılabilir. Sedef hastalığında kullanılan ilaçların asıl etkileri kadar yan etkileri de göze çarpar. Kanda trigliserid seviyesinin artması ise bu yan etkilerden bir tanesidir. Trigliserid vücuda enerji sağlayan bir yağ türüdür. Her vücutta belli bir miktarda bulunması gerekir. Fazlalığında uzun vadede damarlar ve organlarla ilgili çeşitli sağlık problemleri ortaya çıkar. Balık yağı takviyesi bu kontrol dışı trigliserid artışının önüne geçilmesinde etkilidir. Araştırmalar neticesinde günlük 10 gram balık yağı tüketimi ile deride oluşan lezyonların, kızarıklık, kaşıntı ve pullanmaların giderilebildiği saptanmıştır. Aynı zamanda bir başka araştırmada ise herhangi bir etki gözlenmemiştir; ancak sedef hastalığını yaşayan kişilerin kanında yağ asitlerinin düşük seviyede olduğu da bir gerçektir. Günlük önerilen balık yağı takviyesi miktarı (10-12 gram) 150 gram somon balığına karşılık gelmektedir. Deri üzerine uygulanan topikal tedavilerde ise 7 hafta boyunca muntazam bir şekilde uygulama yapılması şarttır. Bu krem ya da merhemlerin %10 oranında balık yağı içermesi gerekir. Balık yağı tüketiminde aşırıya kaçıldığında damar çeperinde incelme gelişir. Bu da iç kanama ihtimalini arttırır. Ayrıca aspirin, kumadin gibi ilaçların etkinliğini arttırma özelliği de vardır. Bu yüzden doktor kontrolünde alınması çok önemlidir.
Kondroitin sülfat : Sedef sebebiyle oluşan pullanmayı hafifletme özelliği vardır. İki ya da 4 parçaya bölünmüş şekilde günde 80-100 gram miktarında alınması önerilir. Kondroitin sülfat, köpek balığı kıkırdağından izole edilmiş bir maddedir. Sindirim sisteminde yan etki yapabilir. Şeker hastaları bu takviyeden uzak durmalıdır.

Sedef hastalığı için aromaterapi uygulamaları

Geçmişten günümüze taşınmış olan aromaterapi uygulamaları, alternatif çare arayışlarına girişen kişiler için bu gün bile etkisini sürdürmektedir. Alt yapısı net bir şekilde ortaya konamayan ve tıpta kesin çareler bulunamayan sedef hastalığında ise bu alternatif çare arayışları çok daha yoğundur. Sağlık hakkında gitgide artan bilinçlenme ile birlikte insanlar tedavilerini mümkün olduğunca doğal yollardan yapmayı istemektedir. Oldukça yaygın bir şekilde karşımıza çıkan sedef hastalığı için de aromaterapi dünyası bazı çareler düşünmüş ve bulmuştur. Bu yolda kullanılabilecek bazı aromaterapi ürünleri ve uygulamaları şunlardır:
Uçucu yağlar : Lavanta, papatya, ardıç, bergamot yağları uçucu yağlara örnek olarak verilebilir. Bu yağlar cilde gazlı bezle kompres yapılarak uygulanabileceği gibi, banyo suyuna eklenerek de kullanılabilir. Bir kova banyo suyuna birkaç damla damlatarak kullanıma hazır hale getirilir.
Bu yağların seyreltilmeden direkt kullanılması sakıncalıdır. Ayrıca kullandıktan hemen sonra güneşe çıkmak da doğru değildir. Çünkü bu yağlar ışığa hassasiyeti arttırır.
Calendula officinalis : Bu bitkiye “tıbbi nergis” de denilir. Çay şeklinde hazırlanan bu bitkinin özütü cilde masaj yapılarak uygulanabilir ya da kullanılan şampuana bu çay karıştırılabilir. 1 bardak kaynamış su içerisine eklenen 2 gram tıbbi nergis çiçeği 10 dakika demlenip süzülür ve kullanılır.
Buğday ruşeymi : Bu bitkiden elde edilen yağ, yüzde oluşan sedef hastalığının sebep oluğu yaralara uygulandığında çok etkili sonuçlar elde edilecektir. Saçlı deride gelişen sedefler için ise içerisinde buğday ruşeymi yağı da bulunan karışımlardan yararlanmak en doğrusudur. Saçtaki sedef hastalığına ne iyi gelir diye soranlara bu aromaterapi yöntemi önerilmektedir:
  • 2 damla buğday rüşeymi yağı
  • 4 damla ardıç yağı
  • 5 ml hint yağı karıştırılarak baş bölgesine masaj yapılarak uygulanır ve emmesi sağlanır.
Bu şekilde baş havlu ile sarılarak 2-3 saat kadar bekletilir. Sonrasında ise içerisine papatya çayı ilave edilmiş şampuan ile iyice yıkanır. Saçlar yıkandıktan sonra saç derisinin yanmaması ya da nemini yitirmemesi için saç kurutma makinesinin kullanılmaması tavsiye edilir.

Sedef hastalığı hangi mevsimde daha şiddetli yaşanır ?

Sedef hastalığı semptomları kış mevsiminde daha şiddetli yaşanır. Sebepleri şu şekilde sıralanabilir:
  • Güneş kışın daha az kendisini gösterir. (Güneşin sedef hastalığı üzerindeki olumlu etkisi bilinmektedir.)
  • Sebze-meyve çeşitliliği azdır.
  • Et tüketimi daha yoğundur.
  • Vücut daha az hava alır. (Soğuklar dolayısıyla vücut sıkı sıkı örtülür.)
  • Hareket daha kısıtlı olduğu için kilo artışı görülür. (Kilo artışı sedef ile mücadelede oldukça zorlayıcı bir faktördür.)

Yazıyı Puanla

SağlıklıHayat.Net
User Rating: 5 ( 9 votes)
Etiketler

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Kapalı