Anksiyete Nedir?

Anksiyete Nedir ?

Anksiyete Nedir
Anksiyete Nedir?

Anksiyete ; kalıtsal yatkınlık ve çevresel faktörlerin de etkisiyle yoğun bir kaygı, gerilim, sıkıntı yaşama halidir. Ruhsal bir hastalık olmasıyla birlikte, yaşam kalitesini fazlasıyla düşüren anksiyetenin hem yaşanma hem de tedavi süreci oldukça zorludur. Tedavi süreci yılları alabilir. Tamamen atlatabilmek mümkün olabilse bile, hayatın bir döneminde tekrarlama ya da izlerinin görülme ihtimali çok yüksektir.

Hastanın iyileşmeyi ne kadar istediği, kendisini ne kadar kabullendiği ve ne kadar çabaladığı tedavi süresinde ve alınan verimde belirleyici olacaktır. Anksiyete genelde erken yaşlarda ilk belirtilerini vermeye başlar. Çağımızdaki en yaygın psikolojik sorun olmuştur ve artış göstermeye devam etmektedir.

Anksiyete Nasıl Oluşur?

Anksiyete Nasıl Oluşur?
Anksiyete nasıl oluşur?
İletişimin fazlasıyla kopuk olduğu ve zihnimizin pek çok şeyle meşgul edildiği bu zamanlarda kişiler ne etrafındaki insanları ne de kendini tanımaya fırsat bulamamakta, sorunlarını farkında olmadan ertelemektedir. Ertelenen bu sorunlar, basit görünen herhangi bir etkiyle hiç umulmadık anda gün yüzüne çıkar. Bilinçaltı otomatik olarak devreye girer, beyin dalgalarında ve kimyasında değişimlere neden olur. Dolayısı ile değişimlerin etkisi vücudumuzda görülmeye başlanır.
Normalde vücudun olağanüstü hal durumuna geçmesi bilinçaltının savunma mekanizmasının bir ürünüdür. Öğrenilenler ve tecrübeler bu mekanizmanın ne zaman, nasıl çalışacağını belirler. Zor bir durumla karşılaşıldığı zaman bilinçaltı kendisine yüklenen bilgiler ışığında (örneğin “o raporları yetiştiremezsen işten kovulursun” bilgisi gibi…) vücudun stres mekanizmasını çalıştırmak amacıyla devreye girer.
Strese giren vücutta özellikle beyin son derece verimli çalışır ve kişiler en akılcı ve seri şekilde o zor durumu bertaraf etmenin bir yolunu bulur. Sorun çözüldüğü zaman vücudun tüm sistemi normal haline döner. Bütün bunlar her insanın yaşadığı normal süreçlerdir. Ortada belirgin herhangi bir tehlike olmadığı halde bu mekanizmanın abartılı bir şekilde devreye girmesi, farkında olunamayan bir sorunun habercisi olabilir. Bu sorun organik ya da psikolojik olabilmektedir. Kısacası anksiyete ; beynin yorumlama mekanizmasındaki bir bozulmadır denilebilir. Bu yorumlama mekanizması travmatik olaylar, bağımlılıklar, genetik yatkınlıklar, bilinçaltına empoze edilmiş olumsuz inançlar ile bozulabilmektedir.

Anksiyete Çeşitleri Nelerdir?

Anksiyete Çeşitleri Nelerdir?
Anksiyete çeşitleri nelerdir?
Yaşanan semptomlara göre anksiyete 5 grupta incelenmektedir.
  1. Panik Bozukluk
  2. Fobik Bozukluk
  3. Obsessif-Kompulsif Bozukluk
  4. Yaygın Anksiyete
  5. Posttravmatik Stres Bozukluğu

Panik Bozukluk

Ataklar şeklinde ortaya çıkan yoğun bir korku hissidir. Ölüm gerçeği ile karşı karşıya gelmiş bir insan neler hissediyorsa, ataklar sırasında da kişiler o korkunç hissi aynı şekilde yaşamaktadır. Genellikle ilk kez genç yaşlarda karşılaşılan bu nöropsikolojik hastalık, kişinin ilk atakta kendisini hastanenin acil bölümünde bulmasına sebep olmaktadır. Acil bölümünde yapılan testler sonucunda organik bir bulguya rastlanmadığı takdirde yaşanan bu semptomlar panik bozukluğu akla getirmektedir ve kişiler psikiyatriye yönlendirilmektedir.
Panik atak sırasında hastalarda şu semptomlar gerçekleşir:
  • Kalp çarpıntısı
  • Boğulacak gibi hissetme
  • Göğüste sıkışma ve ağrı
  • Ellerde ve ayaklarda uyuşma
  • Nefes darlığı
  • Gerçeklik algısında bulanıklık (çevreyi ve hatta kendisini yabancı gibi görme, kendini bir oyunun içinde sanma)
  • Terleme
  • Yüze yayılan sıcak ya da soğuk dalgalar
  • Titreme
  • Bayılacak gibi hissetme
  • Delireceğinden ve herkese zarar vereceğinden korkma
  • Öleceğini düşünme
Semptomların bir kaçı ya da hepsi görülebilmektedir. İlk kez panik atak geçirenler ve panik atak konusunda hiçbir fikri olmayanlar bütün bu yaşanılanları kaldıramayarak bayılabilir. O andan itibaren en büyük korkuları bu anı tekrar yaşamak olacaktır. Kişiler bu hastalığı iyi tanıdıklarında ve panik atak geçirdiklerinin idrakine varıp ne yapacaklarını bildiklerinde 10 dakika içerisinde semptomların son bulacağını ve yerini aşırı yorgunluğa bırakacağını göreceklerdir.

Fobik Bozukluk

Herhangi bir duruma, eşyaya ya da faaliyete karşı mantık ile bağdaşmayan bir korku duyma ve korku duyulan şeyden şiddetli bir şekilde kaçınma ya da mesafe koyma anksiyetesine “fobik bozukluk” denilmektedir. Kişiler duydukları korkunun ne kadar anlamsız olduğunun farkında olsalar da fobi duydukları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde mantıklarını kaybederler, kendilerini denetleyemezler ve iradelerini kullanamazlar. Panik ve endişe nöbeti tüm benliği sarar ve bulunulan ortamdan kaçmaya zorlar. En sık görülen fobi çeşitlerine şu örnekler verilebilir:
  • Açık arazide bulunma korkusu (Agorafobi)
  • Kapalı yerde bulunma korkusu (Klostrofobi)
  • Hastalık korkusu (Nosofobi)
  • Denizden korkma (Talasofobi)
  • Böcekten korkma (Entomofobi)
  • Yüksekten korkma (Akrofobi)
  • Sosyal ortamlarda bulunmaktan korkma (Sosyal Fobi)

Obsessif-Kompulsif Bozukluk

Kişinin kendi benliğine, kültürüne, inancına aykırı olacak düşüncelere kapılarak huzursuzluk yaşama durumuna obsesyon denilmektedir. Kişi düşünmeyi istemediği halde kendisine engel olamaz. Kompulsiyon ise kişinin kendi isteği dışında yaptığı hareketleri tanımlamaktadır. Bu hareketleri yapıyor olmak kişiyi oldukça rahatsız eder ancak dürtüleri her zaman galip gelir.
Obsessif-Kompulsif bozukluğun belirtileri şunlardır:
  • Defalarca kontrol edildiği halde evden çıkarken ütünün, gazın, suyun açık kalmış olabileceğini düşünerek huzursuz olmak
  • Alışveriş sonrası para üstünün tam alınıp alınmadığını kontrol etmek
  • Muhasebe işlerinde yanlış hesap yapılmış olabileceği endişesine kapılmak ve tekrar tekrar hesaplamak
  • Dini konularda tedirginlik (namaz ya da gusül abdestinin tam olup olmadığı)
  • İstemediği halde ailesinden birisine zarar vereceğinden, bıçaklayıp öldüreceğinden korkma
  • Kutsal olarak bilinen tüm değerlere zihinde kontrol dışı hakaretlerde bulunmak (Bu durum kişilerde büyük bir acıya ve ruhsal bir yıpranmaya sebep olur.)
  • Dışarıdan eve geldiğinde birilerinin dolaplara ya da kapı arkalarına saklanmış olabileceğini düşünmek ve tüm evi tepeden tırnağa aramak
  • Elleri defalarca yıkamak ama yine de mikropların gitmemiş olabileceğini düşünmek
  • Eşyaları intizamlı yerleştirmek
  • Yatmadan önce kapının kilidini, pencerenin kapalı olup olmadığını defalarca kontrol etmek
Bu ve bunun gibi kişinin arzusu dışında gerçekleşen, takıntı haline gelen hal ve hareketler obsessif-kompulsif kapsamına girmektedir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

İşaretleri tipik olmamakla birlikte en az bir ay süren ve günlük yaşamı olumsuz anlamda etkileyen yaygın bir anksiyete durumudur. Yaygın Anksiyete bozukluğu belirtileri şunlardır:
  • Motor Gerginlik Durumu: Aşırı sinirli, titrek, sakar, gergin, huzursuz, en ufak bir seste yerinden sıçrama gibi durumlar yaşanır. Bütün bunları yaşayanlarda kas ağrıları, yorgunluk, göz seğirmeleri, alında kırışıklık, iç çekme ve yerinde duramama gibi sıkıntılı haller gözlenmektedir.
  • Otonomik Aşırı Faailiyet: Panik atak belirtilerinin çoğu bu gruba dâhildir. Ek olarak sık sık idrara çıkma, ishal, mide bozukluğu da görülmektedir.
  • Ayrıntıcılık: Kişi kendisine yönelen her türlü davranışın ya da sözün detaylarına çok takılır ve kötü anlamlara yorar. Bu da ister istemez hastayı gerginleştirir. Bütün bu durumların yan etkisi olarak kişi dikkat problemi yaşar, uyku problemleri oluşmaya başlar ve uyku sonrası yorgun hisseder.
  • Kaygılı Bekleyiş: Her an kötü bir şey olacakmış gibi endişe içerisinde bekleme durumudur. Delirecek, düşüp bayılacak, ailesini kaybedecek ya da ölecekmiş gibi büyük korkulara kapılma tipik belirtilerdir.

Posttravmatik Stres Bozukluğu

Doğal afetler, kazalar, tecavüz, rehin tutulmalar, kimsenin erişemeyeceği ve duyamayacağı bir yerde mahsur kalmak gibi insanı derinden etkileyen olaylar sonucunda ortaya çıkabilen bir bozukluktur. Belirtileri şunlardır:
  • Olaylar zihinde tekrar tekrar yaşanır.
  • Olay rüyada abartılı ve sık şekilde görülür.
  • Aynı olayın tekrar yaşanacak olmasından duyulan endişe nöbetleri olur.
  • Huysuzluk, hırçınlık, irkilme, odaklanamama, uyku problemleri yaşanır.

Anksiyete Tedavisi Nasıldır?

Anksiyete Tedavisi Nasıldır?
Anksiyete tedavisi nasıldır?

Davranış tedavisi en etkili ve kalıcı tedavi yöntemidir. Terapist eşliğinde korkunun üzerine gidilir ve korkulan şey konusunda bilinçaltında yeni inanç mekanizmaları oluşturulur. Terapist hastanın psikolojik durumuna ve mizacına göre korkunun üzerine nasıl ve ne miktarda gidileceğini belirler.

Bu esnada hastayı sakinleştirmek, gevşetmek ve korkularını azaltmak adına uygun yaklaşımlarda bulunur. Bazı ağır ve karmaşık vaka durumlarında antidepresan kullanımı da söz konusu olabilmektedir.

Yazıyı Puanla

SağlıklıHayat.Net
User Rating: 5 ( 1 votes)
Etiketler

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgini çekebilir

Close
Close