Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur ? (Hipotansiyon)

Tansiyon Düşüklüğü (Hipotansiyon) Nedir ?

Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur
Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur

Tansiyon, atardamarların içinde dolaşan kanın yaptığı basınçtır. Kanın baş bölgesinden ayakucuna kadar tüm organlara iyi bir şekilde iletilebilmesi için belli bir basınca ihtiyaç vardır. Tüm vücudumuzda devamlı dolaşan kan, besin ve oksijen taşımakla yükümlüdür. Aynı zamanda doku ve organlardaki karbondioksidin ve metabolik atıkların da toplanmasını ve vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar. Eğer atardamarlarda bu basınç yeterince sağlanamazsa, organlar kanın sağladığı bu hayati imkânlardan mahrum kalır. Bu duruma hipotansiyon ya da düşük kan basıncı denilmektedir. Özellikle kalbin üst kısmında kalan beyin bölgesi, yer çekimi gerçeğinden dolayı hipotansiyon durumlarında daha büyük tehlike altına girer.

Sistolik Kan Basıncı: Kalbin kasılması ile oluşan basınçtır. Sistolik kan basıncı değeri büyük tansiyonu tanımlar. Normal kabul edilen sistolik değer ise 120 mmHg‘dir.
Diyastolik Kan Basıncı: Kalbin gevşemesi ile oluşan kan basıncıdır. Diyastolik kan basıncı değeri küçük tansiyonu tanımlar.  Normal kabul edilen diyastolik değer ise 80 mmHg’dir.
Sistolik ve diyastolik değerler; 120/80 mmHg değerinden 90/60 mmHg değerlerinin aşağısına düşerse, kişi hipotansiyon tanısı ile karşı karşıya kalır.

Ortostatik (Pastural) Tansiyon Düşüklüğü Nedir?

Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur
Ortostatik (Pastural) Tansiyon Düşüklüğü Nedir
Ortostatik hipotansiyon; yatarken ya da otururken aniden ayağa kalkıldığı zaman yaşanan kısa süreli tansiyon düşüklüğüdür. Ayağa aniden kalkıldığından dolayı kan basıncı bir anda dengelenemez ve yer çekiminin etkisiyle kan vücudun aşağı bölgesine doğru yol alır ve orada göllenme yapar. Vücudun diğer üst yarısı ise (özellikle beyin bölgesi) kansız kalır. Bu da kan basıncı düşüklüğüne sebep olur. Bu şekilde bir durum yaşayıp baygınlık geçiren kişilerin rahat bir yere oturtularak ayaklarının yukarıya kaldırılması gerekir.
Ortostatik hipotansiyon durumu çoğunlukla bir kaç saniye içerisinde son bulur; çünkü vücudun aldığı bir önlem vardır. Ayağa kalkma durumlarında kılcal damarlar ani bir şekilde büzülerek kanın aşağıya hücum etmesine engel olur. Nabız ise kan basıncını dengelemek için hızlanır. Vücudun aldığı bu önlem yetersiz geldiğinde ise kişide şu semptomlar yaşanır:
  • Göz kararması (Beyin kabuğunun görme işlevinde kullanılan artkafa lobu, hipotansiyon sonucu yaşanan oksijen yetersizliğinden ilk etkilenen bölgedir. Bundan dolayı ortostatik hipotansiyonun genellikle ilk semptomu göz kararması olur.)
  • Fenalık hissi
  • Terleme
  • Renk solukluğu
  • Baş dönmesi
  • Halsizlik
  • Bayılma (Nadiren görülür.)
Ortostatik hipotansiyonu çok sık yaşayan düşük tansiyonlu kişiler, oturdukları yerden çok yavaş bir şekilde kalkarak vücuduna yeni pozisyona uyum sağlaması için zaman vermelidir.

Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur?

Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur
Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur
Hipotansiyon oluşturan en büyük tetikleyici sebep; vücudun fazlasıyla su kaybetmesidir. Vücuttan su ile birlikte vücut için hayati önem taşıyan sodyum maddesi de atılır. Sodyum maddesinin vücuda sağladığı yararlar şunlardır:
  • Enzim faaliyetlerini, hücresel aktiviteleri düzenler.
  • Vücudun istemli ya da istemsiz tüm kas sistemine etki eder. (Kalp istemsiz çalışan bir kastır. Sodyum maddesi, kalp kasının güçlü bir şekilde kasılmasına ve atardamarlar için gerekli basıncın sağlanmasına yardımcı olur.)
  • Sinir sistemine aktif bir şekilde etki eder. (Elektrolit maddedir. Yani vücut içerisinde elektriksel sinyallerin iletilmesini sağlar.)
  • Vücudun sıvı dengesini ayarlar. (Sodyumun su bağlama özelliği vardır.)
Sodyum eksikliği belirtilerinin arasında düşük kan basıncı; yani hipotansiyon da vardır. İshal, kusma, sık idrara çıkma, aşırı terleme gibi durumlar vücudun fazlasıyla sodyum kaybetmesine ve kan basıncının düşmesine sebep olur.
Sodyum maddesi, her türlü gıdanın içeriğinde az da olsa mevcuttur. Bilinen en güçlü sodyum kaynağı ise tuzdur. NaCl (sodyum klorür) formülü ile ifade edilir. Düşük tansiyon durumlarında tuzlu ayrana başvurulmasının sebebi budur. Tuz tüketiminde aşırıya kaçılması ise tam aksine kan basıncının yükselmesine, atardamarların sertleşip elastik yapısının bozulmasına ve hipertansiyon oluşmasına sebep olur. Ayrıca mide kanserinin de tetikleyici faktörüdür.
Hipotansiyona sebep olan diğer faktörler şunlardır:
  • Kalp krizi ya da kalp yetmezliği durumları (Kalbin normal çalışmasını engelleyen durumlardır. Kalpten kan yeterli güçte pompalanmadığı için kan basıncı düşer.)
  • Alerjiler (Alerjiler solunumu olumsuz etkiler, nefes darlığına sebep olur. Özellikle anaflaktik şok geçirecek kadar alerjen maddeye hassasiyeti olan kişilerde solunum durma noktasına gelir. Kalp böyle durumlarda vücuttaki mevcut oksijen rezervi bitene kadar çalışmaya devam eder, sonrasında ise fonksiyonları zayıf düşmeye başlar ve hipotansiyon durumu yaşanır. Acil müdahale edilmezse kişiyi ölüme götürebilir.)
  • Hipotiroid (Tiroid hormonunun az çalışmasıdır. Kalp ritmini bozar; özellikle uykuda solunum sıkıntısı yaratır.)
  • Kan kaybı ya da kan aldırma (Bir depodaki su, belli bir miktarın altına düştüğünde her nasıl ki çeşmedeki tazyik azalırsa, vücuttaki kanın tolere edilebilecek sınırın altına düşmesiyle de kan basıncı düşer.)
  • Kana mikrop karışması ve geniş alanlı yanıklar (Vücutta şok durumlarının oluşmasına sebep olur. Bu da solunumu negatif yönde etkiler; dolayısıyla kan basıncı düşer)

Tansiyon Düşüklüğü Belirtileri Nelerdir?

Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur
Tansiyon Düşüklüğü Belirtileri Nelerdir
Hipotansiyon durumlarında yer çekiminden dolayı kandan ilk mahrum kalan bölge beyin olur. Beyinde ise ilk etkilenen bölge artkafa lobu da denilen görme işlevinden sorumlu merkezdir. Bundan dolayı kan basıncı düştüğünde yaşanan ilk belirti göz kararması olur.. Göz kararmasından hemen sonra bulanık görme oluşabilir. Baş dönmesi ve bulantı hissi bunu takip eder. (Beyindeki denge ve bulantı merkezleri aynı yerdedir. Bundan dolayı çoğunlukla baş dönmesinden kısa bir süre sonra bulantı hissi de oluşur.) Hipotansiyon çok ağır seyrediyorsa konsantrasyon bozukluğu, bilinç bulanıklığı ya da bayılma yaşanabilir. (Acil müdahale gerektiren bir durumdur.)
Hipotansiyonun diğer belirtileri şunlardır:
  • Omuzlarda ağırlık, kasılma
  • Kalpte çarpıntı (Kalp, düşük tansiyon durumunu dengelemek için çok hızlı atar, nabız artar, ritim bozulduğu için çarpıntı oluşur.)
  • Halsizlik ve yorgunluk
  • Susama hissi (İshal, sık idrara çıkma, kusma gibi durumlar vücudu susuz bırakır ve tansiyon düşüklüğü yapar. Ciddi ağız kuruluğu oluşur.)
  • Sıkıntı hissi (Solunum ve kalp-damar sistemi sorunlarında sıkça yaşanan bir durumdur.)
  • Soğuk terleme (Susuzluk ve hipotansiyon sonucu vücut strese girer. Stres anlarında vücut soğuk terleme ile tepki verir.)

Tansiyon Düşüklüğü Tedavisi Nasıldır?

Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur
Tansiyon Düşüklüğü Tedavisi Nasıldır
Tedavinin belirlenebilmesi için hipotansiyon oluşturan sebebin iyi bilinmesi gerekir. Eğer vücudun su ve sodyum maddesi kaybetmesi ile oluşan bir hipotansiyon durumu söz konusuysa, damardan ya da ağız yoluyla su ve tuz takviyesi yapılır. Yarım litre su tüketiminde 1 saat içerisinde tansiyon 20 mmHg değerinde artış gösterir ve dengeye ulaşır.
Diyalizden sonra tansiyon düşüklüğü yaşanmışsa; diyaliz öncesinde kuru ağırlık doğru hesaplanamamış ve vücuttan kritik seviyenin üzerinde sıvı çekilmiş demektir. (Diyaliz: Vücuttan uzaklaştırılması gereken atık maddelerin böbrek yetmezliği sonucunda atılamaması durumlarında başvurulan vücut arıtma yöntemidir.) Böyle durumlarda diyaliz hastalarının kuru ağırlıkları yeniden değerlendirilir ve çekilecek sıvı miktarı yeniden ayarlanır. Ayrıca diyaliz oldukça hırpalayıcı ve yorucu bir süreçtir. Bundan dolayı doktorlar bu hastalar için özellikle proteince zengin bol kalorili gıdalardan oluşan bir beslenme listesi belirler.
Kalp yetmezliği, alerji, hipotiroid, gibi hipotansiyona sebep olan hastalıkların tedavileri de kendine özgüdür. Altta yatan bu sebepler giderildiğinde tansiyon da normale dönecektir.
Hipotansiyon hastaları doktorlarına danışmak kaydı ile biberiye, maydanoz ve meyan kökü bitkilerinden yararlanabilir. Bu üç bitki de kan basıncını yükseltme özelliğine sahiptir. Biberiye ve maydanoz çayını günde 3 fincana kadar içme izni vardır; ancak meyan kökünün uzun süre kullanımı vücutta potasyum eksikliğine sebep olabilir. Ayrıca hamilelerde preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) oluşturabilir. Bundan dolayı dikkatli ve ölçülü olunmalıdır.

Ortostatik Tansiyon Düşüklüğü Tedavisi Nasıldır?

Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur
Ortostatik Tansiyon Düşüklüğü Tedavisi Nasıldır
Ortostatik hipotansiyon, altta hiçbir sebep yatmadığı halde bile gelişebilir. Yer çekiminin getirdiği doğal bir durumdur. Ancak bu durumun sık yaşanması da kişinin hayat kalitesini düşüreceğinden dolayı doktor şu iki ilaçtan birisini yazabilir:
  • Fludrokortizon İlacı (Kan hacmini yükselten bir ilaçtır. Kan hacmi yükselince kanın oluşturduğu basınç da artar.)
  • Midodrin İlacı (Kan damarlarının genişleme yeteneğini baskılayarak kan basıncının artmasını sağlar.)
Bu ilaçların yanı sıra kişiler vücut pozisyonlarını değiştirirken dikkat etmeli, yavaş davranmaya çalışmalıdır. Böylelikle vücut fonksiyonları yeni pozisyona uyum sağlamakta zorlanmayacaktır. Baş dönmesi, baygınlık gibi durumlar yaşayanlar rahat bir yere oturarak bacaklarını çapraz bir şekilde yukarıya doğru kaldırmalıdır. Bu şekilde beyne kan akışı daha kolay olur ve semptomlar azalır. Kanın bacak bölgesine hücum etmesinin engellenmesi için diz üstüne kadar çıkan varis çoraplarından yararlanılabilir. (Gece yatarken çıkartılmalıdır.) Karın bölgesine baskı yapan korseler de kan basıncını arttırmada yarar sağlayacaktır. Bacakları çalıştıran egzersizler (sabit bisiklet, yüzme gibi) kanın bacaklarda toplanmasının önüne geçer.
Egzersizlerin tansiyon yakınmalarını (hipotansiyon ya da hipertansiyon) etkin bir şekilde azalttığı bilinmektedir. Ayrıca kalp ve damar hastalıklarının pek çoğunda egzersiz büyük yarar sağlar. (Yıpratıcı ağır egzersizler bunun dışında tutulmalıdır.)

Tansiyon Düşüklüğü Nasıl Önlenebilir?

Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur
Tansiyon Düşüklüğü Nasıl Önlenebilir
Kan basıncını düşüren eylemlerden kaçınıldığı ve dikkat edildiği sürece hipotansiyonu önleyebilmek mümkündür. Bol sıvı alımı (günde en az 2,5 litre), dengeli bir beslenme düzeni ve düzenli egzersizler hipotansiyon sorununun büyük ölçüde önünde geçecektir. Özellikle aşırı sıcak olan yaz aylarında su tüketimini arttırmak önemlidir. Ter yolu ile hem su hem de tuz kaybı yaşanır. Kaybolan mineralleri ve suyu yerine koymak gerekir.
Hipotansiyonun yaşanmaması için beslenme düzeni şöyle olmalıdır:
  • Pirinç, patates, ekmek gibi karbonhidratlı yiyecekler olabildiğine azaltılmalı; kepekli tahıllar tüketilmelidir.
  • Kaliteli yağ içeriği yüksek olan gıdalar tercih edilmelidir. (Tereyağı, kuyruk yağı gibi.)
  • Proteince zengin beslenilmeli; lif oranı yüksek olan sebze ve meyveler her gün mutlaka tüketilmelidir. (Balık, tavuk, siyah et, yumurta, yeşillik, kabak, salatalık gibi)
  • Alkolden tamamen uzaklaşılmalıdır. (Az tüketimi bile idrar ile sıvı atımını arttırır. Ayrıca karaciğer metabolizmasını da bozduğu için, tansiyon arttırma özelliğinde olan renin ve anjiyotensin hormonlarının karaciğerdeki etkinliğini baskılamış olur.)
  • Günlük belli ölçüde çay, kahve gibi kafeinli içecekler önerilir. ( Kan damarlarını genişleten adenozin enziminin etkisini inaktive eder. Adrenalin ve kortizol hormonlarının salınımını arttırır. Bütün bunlar da kan basıncının yükselmesini sağlar. Etkisi geçicidir. Hamile olanlar, ritim bozukluğu ya da çarpıntısı olanlar doktoruna danışarak tüketmelidir.)

Tansiyon Düşüklüğü İçin Hangi Bölüme Başvurulmalıdır?

Tansiyon Düşüklüğü Neden Olur
Tansiyon Düşüklüğü İçin Hangi Bölüme Başvurulmalıdır
Hipotansiyon belirtileri yaşayan kişilerin hastanenin Dahiliye Bölümüne başvurmaları gerekir. Burada yapılan ölçümlemeler sonucunda büyük ve küçük tansiyonun normalden düşük olduğu tespit edilirse, altında yatan sebeplerin belirlenmesi için çeşitli tetkikler (incelemeler) uygulanır. Öncelikle deride alerji testi yapılır. (Uzman doktor eşliğinde uygulanıyor olmasına dikkat edilmelidir.)
Kalp hastalıklarından kaynaklı olabileceği düşünülerek hastalar kalp grafiğinin çekilebilmesi için Kardiyoloji Bölümüne de yönlendirilir. Kan testi, idrar testi ve eğer ishal varsa gaita testi de yaptırılabilir. İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı olan doktorlar tüm bu tetkikleri değerlendirerek tanı koyar ve altta yatan soruna göre tedavi sürecini başlatır.

Yazıyı Puanla

SağlıklıHayat.Net
User Rating: 5 ( 3 votes)
Etiketler

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close