Prenses Sendromu Nedir

Prenses Sendromu Nedir ?

Prenses Sendromu Nedir
Prenses Sendromu Nedir

Prenses sendromu, TV programlarının ve masalların kız çocukları üzerinde bıraktığı etkinin bir sonucudur. Prenses” kelimesi normalde güzel ve sevimli şeyleri çağrıştırır. Her kız çocuğu  evinin biricik prensesidir, bunda yanlış olan bir şey yoktur. Ancak prenseslik güzel bir hitap olmaktan çıkıp bir “sendrom” haline gelirse; hem çocuğun kendisi hem ailesi hem de çevresi için oldukça can sıkıcı tablolar oluşabilir.

Televizyon programlarını derinden incelediğimizde verilen ana mesajın düşündüğümüz kadar masum olmadığını görürüz. Bunu yetişkinler bile anlamakta zorlanırken, soyut düşünme kavramı zayıf olan çocukların anlamasını beklemek yersiz bir beklenti olacaktır. Çizgi filmlere ya da dizilere baktığımızda ana karakterlerin her zaman muhteşem olduğunu görürüz. Mükemmele en yakın yüzler seçilir. Saçları her zaman yapılmış şekildedir. Uyurken, uyanırken hatta komadayken bile makyajlı olurlar. O makyaj biraz bile dağılmaz veya ağladıklarında akmaz. Giyilen giysiler ise son derece dikkat çekici ve kalitelidir. İzlediğimiz şeyler bilincimize ibret verici olaylar olarak yansısa da, biz farkında olmadan bilinçaltımızda pek çok firmanın ürünleri sergilenir. Kadraja giren bütün eşyalar, giysiler, takılar, saç modelleri aslında bir ürün tanıtımıdır.
Erkek karakterler gerçek olamayacak kadar sıra dışıdır ve romantiktir. Sürprizleri mükemmeldir. Aşka, sevgiye, romantizme ve sürprizlere zaafı olan kadınlar izledikleri bu mükemmel tablolara özenir ve yaşamak isterler. Bu yüzden oldukça talepkar olurlar. Zaten bu programların da amacı izleyicilerini talepkar bir hale getirmek ve tüketime yönlendirmektir. Prenses sendromu tam da bu sebepten dolayı ortaya çıkmış olan bir psikolojik hastalıktır.

Prenses Sendromu Nasıl Gelişir?

Prenses Sendromu Nasıl Gelişir
Prenses Sendromu Nasıl Gelişir
Aileler çocuklarını rengarenk çizgi filmlerin önüne bırakıp işe güce daldıklarında ya da onlara prenseslerle dolu olan peri masallarını okuduklarında çocuklarının şu mesajları aldıklarını düşünürler:
  • Dünyada iyiler ve kötüler vardır. Amaç iyi tarafta olmaktır.
  • Ne kadar acı çekerse çeksin iyi olan ve sabreden her zaman kazanır; kötüler ise bir şekilde kaybeder ve cezasını bulur.
Ebeveynler böyle düşünmekte haklı olabilseler de unutmamaları gereken bir şey vardır: Özellikle belli bir yaşın altındaki çocuklar soyut düşünme ya da ince mesajı alma konusunda zayıftırlar. Çıkarımları basittir. Mesajı uygun bir dil ile doğrudan anlatmadıkça anlamaları beklenmemelidir. Çocuklar gözlemlerine göre hareket ederler ve çıkarımları genellikle şu yönde olur:
  • Prensesler her zaman güzeldir ve güzel giyinir.
  • Prensesler istedikleri bir şey olduğunda emreder ve gerçekleşir.
  • Tüm ilgiler onların üstündedir.
  • Prensesler ancak prenslerle evlenebilir. Prensler yakışıklı ve zengindir.
  • Zor duruma düşen prensesler; prensler ya da şövalyeler tarafından kurtarılır.
  • Ben de prenses gibi davranırsam aynı imkânlara sahip olabilirim.
Ailenin kız çocuklarına karşı aşırıya kaçan ilgisi, korumacı yapısı ve şımartması da prenses karakterinin desteklenmesine ve prenses sendromu oluşmasına sebep olur.
Prenses sendromu mevzusunda televizyonu ya da masal kitaplarını tek başına suçlamak da doğru değildir. Çocukların öğrendiği ya da edindiği huylar aile ortamında gelişir ya da son bulur. Yani ebeveynlerin tutumları da bu sendromun gelişmesinde son derece önemlidir.

Prenses Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Prenses Sendromu Belirtileri Nelerdir
Prenses Sendromu Belirtileri Nelerdir
Prenses sendromu küçük yaşta başlasa da eğer önüne geçilmezse etkisi 30’lu yaşlara kadar uzayabilir. Oluşacak zararların etkisi de zaman geçtikçe daha şiddetli ve dramatik hale gelecektir. Bundan dolayı ebeveynler küçük prenseslerini gözlemleyerek onun bir sendromun içerisinde olup olmadığını iyi tahlil etmelidir. Prenses sendromu belirtileri şunlardır:
  • Kendilerini prensesle özdeşleştirirler. Davranışlarda ve konuşmalarda onlara benzemeye çalışırlar.
  • Aşırı derecede hassas ve kırılgandırlar.
  • Her şeyin en güzeline layık olduklarını düşünürler.
  • Görsel açıdan güzel olan şeylere odaklanırlar, diğerlerini yok sayarlar.
  • Pembe renge aşırı düşkündürler. Çantalarda, elbiselerde, kalemde, silgide hep pembe rengi tercih ederler.
  • Marka takıntıları vardır. Akıllarında belli başlı markalar bulunur. O markaların dışına çıkıldığında huysuzlanırlar.
  • Kendilerine karşı da takıntıları vardır. Sürekli kendilerinde bir kusur ararlar. (Burun şekli, bacak uzunluğu gibi.)
  • Emirler yağdırmayı severler, patronluk taslarlar.
  • Talep ederler ve bu taleplerin hiç zahmet çekmeden gerçekleşmesini isterler. Etraflarındaki herkesi bu talepleri için kullanmaya çalışırlar.
  • Seçtikleri arkadaşlar da mutlaka güzeldir; güzel olmadığını düşündükleri kişileri yanlarında tutmazlar.  Kendileriyle ilgilenecek, mükemmel olduklarını hatırlatacak ve taleplerini hızlı bir şekilde yerine getirebilecek arkadaşlar ararlar. İlgiyi paylaştırıp durumu eşitleyecek kişilerden hoşlanmazlar.
  • Kibirli davranışları vardır. Gurur ve öz saygıları üst seviyededir. Mükemmel olduklarını düşünürler, etraflarında da mükemmel şeyler görmek isterler. Anne ve babalarının da en az kendileri kadar mükemmel olmalarını beklerler. Olmadığı zaman büyük hayal kırıklığı yaşarlar. Birlikte görünmekten çekinirler.
  • Agresif ve kaprislidirler.
  • Hayattan ve insanlardan büyük beklentileri vardır. Dünya kendilerinin etrafında dönüyor zannederler.
  • İstedikleri gerçekleşmediği zaman tepinirler, somurturlar, kaş çatarlar ve devamlı ağlarlar.

Prenses Sendromu Nasıl Aşılır?

Prenses Sendromu Nasıl Aşılır
Prenses Sendromu Nasıl Aşılır
Küçük kızlarının prenses sendromu yaşadığını anlayan aileler öncelikle sakin olmalıdır. Verilen ilgiyi damdan düşercesine geri çekmek, Sen bir prenses değilsin, masallarda yaşamıyorsun. demek ve onun hayallerini bir anda yıkmak doğru değildir. Bu davranışlar çocuklar için travmatik olur. Kendisini değersiz hissetmesine sebep olur. Bu ruh hali, istenilen bir ruh hali değildir. Sonuçta çocuklar bu sendromla doğmaz; bu sendroma sürüklenir. Bu durumun oluşmasında pek çok kişinin ihmali söz konusudur. Bu yüzden ebeveynler bu davranışları çocuktan bilmemeli, tüm sorumluluğu ona yüklememeli ve cezalandırma yoluna girmemelidir.
Prenses sendromu şu adımlarla aşılabilir:
Davranışları normalleştirmek: Bütün ilgiyi kesmek yerine, ilgiyi abartılı seviyeden normal seviyeye indirmek yeterli olacaktır. Evin diğer çocuklarına nasıl davranılıyorsa prenses sendromu yaşayan kız çocuğuna da aynı şekilde davranılmalıdır. Aşırı sevgi göstermekten, gereksiz yere işleri kolaylaştırmaktan, sorumlulukları uzak tutmaktan, aşırı korumacı olmaktan vazgeçilmelidir.
Sorumluluk vermek: Çocuk kendi işlerini kendisi yapmalıdır.  Çok gerekmedikçe yardım istememesi sağlanmalıdır. Evin ortak işlerinde de sorumluluk verilmelidir. O yapamaz şimdi diyerek yapabileceği işler elinden alınmamalıdır. Güzel şeylere ancak çalışarak erişilebileceğini, sorumluluk alması gerektiğini bilmelidir. Usulünce uygun bir dille bunun neden böyle olduğu net bir şekilde anlatılmalıdır.
Başarı öyküleri anlatmak: Çocukların zihinleri oyun hamuru gibidir. Nasıl işlenirse öyle şekil alır. Prenses masalları anlatmak da güzeldir; ancak mesaj doğru verilmeli ve doğrudan izah edilmelidir. Örneğin Pamuk Prensesin güzelliğinden çok; iyi kalbine, güzel karakterine, fedakarlığına vurgu yapılmalıdır. Çok çalışmış ve pek çok şeyi başarmış kadınların hayat hikayeleri derlenmeli ve güzel bir dil ile anlatılmalıdır. Çocuk bundan etkilenecektir. Zamanla çocuk çalışmayı ve sorumluluk almayı benimseyecek, sahip olduğu yeni giysilerden değil başarılarından keyif almayı öğrenecektir. Başarıların ardına ödüller sunulmamalıdır. Başarı duygusunun kendisi zaten bir ödüldür. Bilgeliğin, doğru karar verebilme yetisinin, zekanın ve güzel bir karakterin insana değer kattığını; dış güzelliğin ise geçici bir değer olduğunu çocuk bu süreç içerisinde daha iyi kavrar.
Hediyeleri doğru zamanda vermek: Hediye vermek ve hediye almak güzeldir. Aradaki muhabbeti, yakınlığı arttırır; ancak bu çok sık olmamalı ve bir işin ya da bir başarının karşılığı olarak verilmemelidir. Aksi takdirde çocuklar hediye işini bir lütuf değil, bir görev olarak görmeye başlar. Herhangi bir zamanda çocuklara güzel sürprizler yapılabilir. Çocuk bir şeyi çok istediğinde o hemen alınmamalıdır. İsteme, hayal etme, ulaşmaya çalışma, formüller üretme yetilerinin gelişmesi için çocuğun bu bekleme sürecine ihtiyacı vardır.
Ayakların yere basmasını sağlamak:  Çocukların masallara tutulması normaldir. Hayaller kurar ve kendisini o büyülü dünyada hisseder. Çocukların böyle hayaller kurması engellenmemelidir. Hayal gücünü sınırlamak öyle hayal etme böyle hayal et” demek külliyen yanlış olur. Ancak onlara masal gibi bir hayat vadetmek de yanlıştır. Çocuklar her şeyin masallardaki gibi olmayacağını bilmelidir. “Uyuyan Prenses yattığı yerden, Rapunzel hapsolduğu kuleden , Sindirella ise bir bal kabağından bir anda mutluluğu yakalamış olabilir; ancak mutluluk her zaman kendiliğinden ayaklar altına serilecek bir şey değildir. Peşinden koşmayı, emek vermeyi bilmek gerekir.”
  • Çocuklar kendi kararlarını vermeyi öğrenmelidir.
  • Birilerinin gelip kendilerini kurtarmasını ya da fark etmesini beklememelidir.
  • Bağımsız olmalıdır.
  • Herhangi bir erkek figürünün (baba, erkek kardeş, eş) sonsuza kadar isteklerini yerine getiremeyeceğini bilmeli, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışmalıdır.
Bazen bazı şeylerin hiç umulmadığı anda gerçekleşeceğine inanmak bir umuttur. Bu umut kalplerden hiç kaybolmamalıdır. Ancak devamlı bu umuda sığınarak hiçbir şey yapmadan güzel şeyler beklemek de bir hastalıktır. Bu konuda dengenin bir şekilde sağlanması gerekir.
Yanlışları örneklemelerle düzeltmek: Bunu yapmayacaksın, sözümü dinleyeceksin. İşte o kadar! deyip kestirip atmak çok yanlıştır. Hiç bir şeyi çözmez; aksine yasaklanan o şey daha da merak uyandırır. Çocuk da olsa onun da bir birey olduğu unutulmamalı; bir tarafın istediği, diğerinin de yapmak zorunda olduğu bir tablo oluşturulmamalıdır. Yapılan hareketlerin neden yanlış olduğu uygun bir dille (sembolik davranmadan ve hassas bir şekilde) anlatılmalıdır. Anne bunu anlatırken kendi yaşantısından örnekler verebilir. Bu örneklemeler anne ve çocuk arasında yakınlığın oluşmasına ve iletişimin daha kolay hale gelmesine yardımcı olacaktır.

Yazıyı Puanla

SağlıklıHayat.Net
User Rating: 5 ( 9 votes)
Etiketler

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgini çekebilir

Close
Close