Osteoporoz nedir ?

Osteoporoz nedir ?

Osteoporoz Nedir
osteoporoz nedir
Kemikte mineral yoğunluğunun azalmasıyla birlikte kemiğin gücünün azalması ve kırılgan hale gelmesi durumuna osteoporoz (kemik erimesi) denmektedir. Kemik metabolizmasındaki dengesiz durumlar kişiyi bu kemik hastalığına itmektedir. Metabolizma ile ilgili olan bu hastalık, dolaylı yoldan Endokrinoloji Bölümünü de ilgilendirmektedir.
Dünyada osteoporozun yaşanma oranına bakıldığında 50-55 yaşın üstündeki kadınlarda bu oran %33 iken erkeklerde %20 civarındadır.  Ülkemizde görülme oranı ise hatırı sayılır derecede fazladır. 5 erkekten 1’i ve 3 kadından 1’i ileri yaşlarda ya da daha erken yaşlarda osteoporoz ile yüzleşmektedir.
Osteoporoz (kemik erimesi) ile ilgili şeyleri pek çok kez duymuş ve çevremizde fazlasıyla şahit olmuşuzdur. Özellikle belli bir yaştan sonra şikâyetlerin artması ile üzerine düşülen bir konudur. Oysa yaşamımızdaki ilk 30 yıl, osteoporoz yaşanma riskini en aza indirme açısından çok kıymetlidir. Bundan dolayı hayatlarımızda bazı şeyleri düzeltmeye karar vermek için 31. yaş geç kalınmış bir yaş olacaktır.
Kişiler 30 yaşına geldiklerinde maksimum kemik kitlesine sahiplerdir. Bu aşamadan sonra bu kemik yoğunluğu her geçen yıl biraz daha azalır. 30 yaşına kadar biriken zirve kemik kitlesinin %70’ini genetik faktörler, %30’unu da diğer faktörler (çevresel faktörler ve beslenme) oluşturmaktadır. Yani her iki durum da osteoporozun yaşanma ihtimalini etkilemektedir. Genetik ve çevresel faktörlerin yanında; eşlik eden başka hastalıklar ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların kemiklere olumsuz etkileri de varsa; bireylerde çok erken yaşlarda osteoporoz gözlemlemek mümkün olabilmektedir.

Osteoporoz kemikte nasıl bir etkiye sebep olur ?

Osteoporoz Kemikte Nasıl Bir Etkiye Sebep Olur
Osteoporoz kemikte nasıl bir etkiye sebep olur

Kemiğin içyapısı enine kesitte incelendiğinde sünger şeklinde olduğu görülür ve çok fazla kanal mevcuttur. Sağlıklı bir kemik dokusuna bakıldığında bu kanalların duvarları oldukça kalındır. Bu da kemikte yoğun ve sağlam bir görüntü oluşturmaktadır. Oysa osteoporoz hastalarında bu durum tam tersinedir. Kanallarda oldukça geniş boşluklar oluşmuş, duvarları incelmiş ve göz dolduran yoğunluğu azalmıştır. Kemikteki bu incelmeler ve dokudaki boşalmalar, ileride herhangi bir darbede ya da en ufak zorlayıcı harekette bile kemiğin kolay bir şekilde kırılmasına ve bu kırıkların onarılmasının zor hatta imkânsız hale gelmesine sebep olacaktır.

Osteoporoz farklı şekillerde olmakla birlikte vücudun her bölgesindeki kemiklerde görülebilmektedir. En sık görünen şekli ise kemikteki sünger görünümlü dokunun yoğunluğundaki azalmadır. Kemikteki bu süngerimsi dokular yoğunluklu olarak uzun kemiklerde ve omurga kemiklerinde bulunmaktadır. Bundan dolayı en çok kırılmalar ve ağrılar bu kemiklerde görülmektedir.


Osteoporoz belirtileri

Osteoporoz Belirtileri Nelerdir
osteoporoz belirtileri Nelerdir

Osteoporoz genellikle asemptomatik yapıdadır; yani erken dönemde belirti vermemektedir ve sinsi bir şekilde ilerlemektedir. Bütün bunlara rağmen kişiyi bir doktora görünmeye sevk edecek ciddi belirtiler de vardır. Genellikle bu belirtiler de son evrede ortaya çıkar. Bundan dolayı genetik açıdan yatkın olanlar ve riskli yaşlara girenler (45-50 yaş) herhangi bir şikâyeti olmadığı halde muayene olup kemik yoğunluğuna baktırmalıdır. Osteoporozun bazı önemli belirtileri şunlardır:

  • Boyda 4 cm’yi geçen kısalmalar
  • En basit düşme ya da çarpmalarda oluşan kemik kırılmaları ( Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde cerrahi müdahale gerektirebilir.)
  • Kamburluk
  • Omurgada ağrı ( Omurga kemikleri etkin şekilde ezilmeye başlar. Bu durum sinirlere baskı yaptığından dolayı omurgada şiddetli ağrılara sebep olur. )
Kemikte mineral azalması, ağrı oluşumuna doğrudan etki etmemektedir. Mineral yoğunluğunun azalması ile kemik hassaslaşacağı için kırılmaların yaşanması ihtimali artacaktır. Kemikte kırılmaların oluşması ise ağrılara sebep olacaktır.

Kemik erimesi tedavisi

Osteoporoz Teşhis ve Tedavisi
Kemik erimesi tedavisi
Osteoporozda radyolojik tetkik önemlidir. Radyasyon düşük dozda uygulanır. Kemiklerin X ışını geçirgenliğine bakılır ve sağlıklı kemik dokularının sonuç çizelgesi ile karşılaştırma yapılır. Doktor bu çizelgelere göre istatiksel bir yorum yapar ve kişinin osteoporozda hangi aşamada olduğunu ve standart sapma oranlarını tespit eder. 20-30 yaş arası bireylerin kemik yoğunluğu oranları kontrol grubu görevi görür.
45 yaşını geçen her kadın ve 50 yaşını geçen her erkek bu kemik tarama testinden geçmelidir. Bu günün teknolojisi osteoporozda erken teşhisi ve tedaviyi mümkün kılmaktadır.
Osteoporoz “Endokrinoloji Bölümünü” ilgilendiren metababolik bir hastalık olsa bile, kemik yoğunluğu azaldıkça kemikte travmalar meydana geleceğinden işler “Ortopedi ve Travmatoloji” bölümüne de yansıyabilmektedir. Cerrahi müdahale gerektirmeyen durumlarda ise kişiler “Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon” bölümüne yönlendirilmektedir.
Kemik yoğunluğunu ve minerallerini arttıracak ilaçlar kullanarak kemikteki kayıpları ve zararları durdurabilmek mümkündür. Doktor kişinin durumuna göre kemik yapısına katılabilecek ve kemiklere kalsiyum yapışmasını arttıracak ilaçlar yazabilmektedir. Beslenme de bu bağlamda çok önemlidir. Kalsiyum ve D vitamininden zengin gıdaları tüketmek, bol bol sabah güneşi almak osteoporozun gidişatını durduracağı gibi, eksilenleri yerine koymada da yardımcı olacaktır. Ayrıca kemiklere yüklenilmesini azaltmak adına kasları olabildiğine güçlendirmek gerekmektedir. Doktorun belirttiği kas güçlendirici egzersizlerin düzenli olarak yapılması, kemiklere bir zarar gelmemesi konusunda yarar sağlayacaktır.

Osteoporozda hangi aşamadan itibaren önlem alınmalı ?

Osteoporozda Hangi Aşamadan İtibaren Önlem Alınmalı
Osteoporozda hangi aşamadan itibaren önlem alınmalı

“En iyi sonuç veren tedavi yöntemi hiç o hastalığa yakalanmamaktır” mantığından yola çıkarak kişiler ilk andan itibaren osteoporoz için önlem almalıdır.  Anneler bebekleri doğduğu andan itibaren bunun önlemini almalı ve bebeklerini en doğru şekilde beslemelidir. Kalsiyum ve D vitamini zengini iyi bir beslenme programı ve bol hareketli bir yaşam osteoporoz ile savaşta vazgeçilmezlerimizdir. Kemiklere baskının azaltılması için kas gücünün arttırılması gerekmektedir. Uygun egzersiz programları bu konuda yarar sağlayacaktır. Bir insan ne kadar hareketli ve görünüşü ne kadar fit ise kemik dokuları da bir o kadar sağlıklıdır denilebilir.

30 yaşından sonra kemik kaybetmeye başlandığı noktada kalsiyum ve D vitamini dengesinin iyi kurulması gerekmektedir. Bu yüzden kadınlar menopoza gireceği süreye kadar, erkekler ise 50 yaşına kadar beslenmesine çok dikkat etmeli ve bu güzel alışkanlığı da hayatları boyunca sürdürmelidir.
Osteoporozda kemik yoğunluğu tarama testinin ne zaman yapılabileceği tüm topluma bakarak değil, kişinin kendi genetik kimliğine ve yaşam şartına bakarak değerlendirilmelidir. Kişinin osteoporoza meyilli bir hastalık taşıyor olması ya da kadının Menopoz sonrasında olması tarama yapılması için yeterli sebeplerdir. Hiçbir şikâyet olmasa bile bu testler belli bir yaştan sonra muhakkak yapılmalıdır.


Osteoporoza sebep olan gıdalar nelerdir ?

Tuzun aşırı tüketimi vücuttan kalsiyum atılmasına sebep olur
Osteoporoza sebep olan gıdalar nelerdir
Tuz: Tuzun aşırı tüketimi vücuttan kalsiyum atılmasına sebep olur. Bunun sebebi tuzun içerisindeki sodyum maddesidir. Günlük alınması gereken tuz miktarı normalde 500 mg olmalıdır. Peynirler süt ürünleri olsalar bile eğer tuz içeriği çok fazlaysa kalsiyum kazandırmak yerine kaybettirecektir. Bundan dolayı peynir tüketimine dikkat edilmeli, ölçü aşılmamalı ya da mümkünse tuz oranı azaltılarak tüketilmelidir.
Turşular, salçalar ve diğer konserve ürünler de dikkat edilmesi gereken gıdalardandır. Bu tip tuzlu gıdalar günlük tuz alımını aşmaya sebep olduğundan, yemeklere ya da salatalara ayrıyeten eklenen tuzun dengede tutulması gerekmektedir.
Gazlı İçecekler: Gazlı içeceklerde yüksek oranda bulunan fosforik asit ve kafein vücuttan kalsiyum atılmasına sebep olur. Besin tükettiğimizde o besinlerdeki kalsiyum idrara geçer ve böbrekte toplanır. Böbrekten kalsiyum geri emilerek yeniden vücuda kazandırılır. Ancak çok tuzlu ve gazlı içecekler tükettiğimizde böbreklerimizdeki kalsiyumun geri emilme mekanizması bozulur ve kalsiyum idrarla birlikte dışarı atılır. Kalsiyum kaybı yaşayan vücuttaki kemikler de bu bağlamda zarar görecektir.
Kahve: Kahve de yüksek oranda kafein barındırmaktadır. Günde bir ya da iki fincan kahve tüketimi oldukça yararlı olsa da, tüketimi abartıldığı zaman zararlı etkileri de ortaya çıkmaktadır. Kafein idrar söktürücü özelliğe sahiptir ve vücuda çok fazla su kaybettirir. Aynı zamanda fazla kafein kalsiyumun böbrek tarafından geri emilim mekanizmasını da bozar. Bundan dolayı idrara her çıkıldığında belli bir miktar kalsiyum da vücuttan atılmaktadır. Günde 3 fincandan fazla tüketmemelidir. Mümkünse sütlü tüketilmesinde yarar vardır.
Bütün bunlar dışında alkol ya da sigara gibi kötü alışkanlıklar da kemiklerde olumsuz etki göstermektedir. Sağlığını düşünen kişilerin bazı şeylerden vazgeçmesi ya da kullanımını olabildiğine sınırlandırması şarttır.

Yazıyı Puanla

SağlıklıHayat.Net
User Rating: 5( 1 votes)
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.