4 adımda Hematoloji ve Hematoloji tahlilleri hakkında merak edilenler

Hematoloji nedir ?

Hematoloji; kanın genel yapısını, bileşenlerini, normal ve hastalıklı zamanlarındaki fonksiyon değişimlerini inceleyen bilim dalıdır. Hematoloji ne demek diye soranlara kısaca “kan bilimi” cevabı da verilebilmektedir.

Hematoloji neye bakar?

Bu soru ile birlikte aynı zamanda hematoloji hangi hastalıklarla ilgilenir sorusu da sorulabilir. Kanla ilgili her türlü bilgiyle ve hastalıkla hematoloji bölümü ilgilenmektedir. Bunlardan en yaygını Anemilösemilenfoma‘dır; ancak diğer hastalıkların tahlillerinde de kan sayımları ve değerleri tanıya büyük oranda yardımcı olur. Kan hastalıkları ile ilgilenen; tanı koyup tedavi belirleyen doktorlara Hematolog denir.
Kan, vücudumuzda gezinen yaşamsal sıvıdır. Besinleri, oksijeni, vitaminleri, antikorları ve hormonları dokulara taşır; vücuttaki atık maddelerin ve solunum sonucunda oluşan karbondioksitin vücuttan atılmasını sağlar. Kan; dolaşım sisteminin en önemli parçasıdır. (Dolaşım sistemi; kalp, atardamar, toplardamar, kılcal damar ve kandan oluşur.) Taşıma görevini damarlar ile sağlar. Damarlardaki bu kan akışı ise “kalp” ile sağlanır. (Kalp vücuda kanı pompalar.)
Kan anne karnındayken üretilmeye başlanır. Anne karnındayken karaciğer ve dalaktan üretilen kan, doğduktan sonra yassı ve uzun kemiklerden üretilir. Erişkin (30 yaş ve sonrası) yaşa gelindiğinde ise yassı kemiklerden üretilmeye devam eder.
Kan; akyuvar (lökosit), alyuvar (eritrosit), kan pulcuğu (trombosit) isimlerindeki üç ana elemandan oluşmaktadır. Bu elemanlar dışında kanda; fibrinojen (karaciğerden üretilen kan pıhtılaştırıcı protein), şeker, yağ, hormon, enzimler, proteinler, mineraller, metabolik artıklar, bağ dokuları, vücut sıvıları ve çeşitli moleküller bulunmaktadır. İçeriği çok zengindir ve vücudumuz için hayati önemi olan tüm maddeler mevcuttur.
Her türlü organ kan ile bağlantılı olduğundan hematoloji pek çok bilim dalı ile ortak çalışır. ( Biyokimya, Genetik, Fizyoloji, Patoloji, İmmünoloji, Endokrinoloji, Nefroloji, Gastroenteroloji, Romatoloji, Antropoloji, Taksonomi…vs) Kan ile ilgili hastalıkların çoğu genetik uzantılıdır. Bundan dolayı hematoloji en çok Genetik alanı ile sıkı bir çalışma içerisindedir.


Hematoloji tahlilleri neden yapılır ?

Kanımızı oluşturan bileşenler ya da maddeler belli bir oranda bulunmaktadır. Hematoloji alanında geçmişten bu güne insanların kan değerleri üzerinde araştırmalar yapılmış, kan bileşenlerinin oranları belirlenmiş ve standart değerler oluşturulmuştur.
Standart açlık süreleri bu değerlerde belirleyici rol oynamaktadır. Standart dâhilinde olan hematoloji kan değerleri “Normal Değerler” olarak kabul edilir. Bu standardın altında ya da üstünde olan kan değerleri vücutta bir şeylerin ters gittiğinin habercisi olmaktadır. Bu göstergeler her zaman kesin bir tanı koymada yeterli olmasa da, belirgin fikirler vermekte ve teşhis için doğru iz üzerinde gitmeye yardımcı olmaktadır.  Bu fikirler doğrultusunda doktorlar tanıyı kesinleştirici testler yaparak hastayı aydınlatmakta ve bir an önce tedavi sürecini başlatmaktadır.
Hematoloji testleri şu sebeplerle yapılır:
  • Kan bileşenlerinin yapısını, kökenini, gelişimini, fonksiyonlarını ve miktarını incelemek
  • Hastalıkların kan bileşenlerini hangi yönde etkilediğini ortaya koymak
  • Kan hücrelerinin üretim mekanizmasını; bu mekanizmaların diğer organlarla etkileşimini araştırmak

Hematoloji tahlilleri ve anlamları nelerdir ?

Hematoloji tahlilleri; Hemogram (Tam Kan Sayımı), Sedimentasyon ve Koagülasyon testlerinden oluşur. Bu tahliller mikroorganizmalardan arındırılmış (steril) ortamlarda yapılmaktadır. Bireylerden tek kullanımlık enjektör yardımı ile kan alınır ve etiketlenmiş tüplere aktarılır. Bu tüpler yapılacak test çeşidine göre etiketlenir ve araştırma yapacak olan laboratuvara gönderilir. Hematoloji tahlilleri çabuk sonuç veren tahlillerdir. Sonuçlar çok kısa bir süre içerisinde kişilerin eline geçer.
Kan örneklerinin aç karnına ve sabah saatlerinde alınması en uygunudur. Tok karnına alınan hematoloji değerleri yüksek görünecektir ve bu hematoloji tahlil sonuçları doktorun teşhisinde yanıltıcı olacaktır. Kan değerlerini etkileyecek kürlerin yakın zamanlarda kullanılmamış olması da sonuçların netliği açısından önemlidir. (Örneğin; bitki çayları, karaciğere etki eden güçlü bitkisel kürler gibi.)
Hematoloji testleri nelerdir, ne anlamlara gelir aşağıda ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.

Tam kan sayımı (Hemogram-TKS)

En sık kullanılan tahlil çeşididir. Sonuçları da oldukça hızlı alınır. Kendisini hasta hisseden ya da genel sağlık durumunu öğrenmek isteyenlerin mutlaka karşılaştığı bir testtir. Bu testteki kan değerlerin yüksek ya da az çıkması bir sorunun işaretidir; ancak o sorunun ya da hastalığın ne olduğu konusunda belirleyici değildir. Çıkan kan değerleri, doktorların yapacağı ek testler için fikir verici; ya da mevcut fikri netleştirici özelliktedir.
Erken tanıda oldukça önemli olduğundan dolayı belirli aralıklarla bu tahlillerin yaptırılması önemlidir. Sağlık kontrolü için bu tahlillere başvuran kişilerde sonuçlar normal aralıklarda çıktığı takdirde (eğer mevcut başka bir sorun yoksa) doktor genellikle başka testleri gerekli görmemektedir. Tam kan sayımında şu sonuçlar çıkmaktadır:

Lökosit sayımı (WBC): 

Lökositler (akyuvarlar) ; iltihabi durumlarla ya da vücuda giren yabancı ajanlar ile (mikrop, bakteri, virüs) savaşmada yardımcı olan; enfeksiyonlara karşı bağışıklığa katkı sağlayan beyaz kan hücreleridir. Hematoloji tahlilleri bu kan hücresinin sayımını “WBC”şeklinde kısaltarak belirtir. (White Blood Cells) Lökosit oranının normalden yüksek çıkması “lökositoz” olarak adlandırılır. Enfeksiyon ya da kanser durumlarında vücut lökosit üretimini uyarır ve lökosit sayısı normalin üzerine çıkar. Lökosit artışına sebep olan hastalık tedavi edilmeden bu değerler normal seviyesini bulmayacaktır. Lökosit seviyesi normalden düşük olan kişilerin bağışıklığı zayıf demektir. Bu kişiler hastalıklara çok daha yatkın olur.
Lökositlerin farklı tipleri de mevcuttur. Bu farklı tiplerin işlevleri de birbirinden farklıdır. Bundan dolayı farklı enfeksiyon çeşitlerine etki eder. Hematoloji tahlilleri aynı zamanda bu lökosit tiplerini de incelemektedir. Lökositler iki tipe ayrılır:
  1. Agranülositler (Tek Çekirdekli Hücreler)
    • Lenfositler (Lökositlerin yaklaşık %30’unu oluşturan çok güçlü hücrelerdir. Bağışıklık sisteminin karmaşık ve stratejik bir ürünüdür. Pek çok virüs ve bakteri lenfositler ile öldürülmektedir. Tahlillerde LY% şeklinde ifade edilir.)
    • Monositler (Lökositlerin yaklaşık %7’sini oluşturur. En önemli iki görevi fagositoz yapması ve ölmüş nötrofilleri temizlemesidir. Fagositoz; içine alıp sindirme anlamına gelir. Hastalık ajanlarıyla bu şekilde savaşır. Enfeksiyonun en hızlı şekilde bertaraf olmasını sağlar. Tahlillerde MO% olarak ifade edilir.)
  2. Granülositler (Parçalı Çekirdekli Hücreler)
    • Nötrofiller (Lökositlerin yaklaşık %70’ini oluşturur. Mikropları öldürücü bir yapıdadır. Özellikle vücut kesildiğinde ya da bir şeyler battığına devreye girerek kesilen yerdeki mikropları öldürür. Tahlillerde NE% olarak ifade edilir)
    • Eozinofiller (Akciğer ve derideki parazitleri öldürücüdür. Parazitlere tutunur ve içlerindeki granülleri parazitlerin içerisine boşaltarak ölmelerini sağlarlar. Tahlillerde EO% olarak ifade edilir.)
    • Bazofiller (Lökositlerin %0,5-1 gibi küçük bir kısmını oluşturur. Vücut savunması yapar. Tahlillerde BA% şeklinde ifade edilir.)

Eritrosit sayımı (RBC)

Eritrositler (alyuvarlar) ; vücut dokularımıza oksijen, besin, antikor, vitamin, enzim ve hormon taşıyan kırmızı kan hücreleridir. Tüm kan dokusunun yarısı bu kan hücrelerinden oluşur. Düşüklüğü ya da yüksekliği ciddi hastalıkların habercisidir. İçinde demir elementinden oluşan ve kana kırmızı rengini veren hemoglobin bulunmaktadır. Hemoglobin oksijene tutunma özelliğindedir. Akciğerlere gelen oksijeni alıp vücudun tüm dokularına taşımak ve dokulardaki karbondioksiti de akciğere taşımak hemoglobinin görevidir.
Hematoloji tahlilleri alyuvarları “RBC” olarak belirtir. (Red Blood Cells) Hemoglobin sayımı ise HB olarak gösterilmektedir. Eritrositlerin pek çok açıdan değerleri ölçülmektedir.
  • Ortalama Eritrosit Hacmi-MCV : Alyuvarların büyüklüğünü tespit etmede kullanılır. Bu oran düşük çıktığında “Akdeniz Anemisi” de denilen “Talasemi” hastalığından şüphelenilir. Talasemi bir genetik kan hastalığıdır. B12 ve vitamin eksikliklerinde ise MCV oranı büyümektedir. Yani eritrositler normalden daha büyük olur.
  • Ortalama Eritrosit Hemoglobini-MCH : Hematoloji mch nedir diye soranlara; kısaca “eritrositlerdeki toplam hemoglobin miktarını ölçme testidir” diye cevap verilebilir.)
  • Ortalama Eritrosit Hemoglobin Konsantrasyonu-MCHC : Eritrositlerdeki hemoglobin yoğunluğu bu test ile açığa çıkartılmaktadır. Yoğunluğun düşük olması anemiye, yüksek olması ise sferositoz ya da yanıklara işaret etmektedir.
  • Eritrosit Dağılım Genişliği-RDW : Eritrositlerin büyüklüklerindeki değişimleri hesaplamak için kullanılan bir testtir. Sağlıklı insanlarda eritrositlerin büyüklükleri birbirine çok yakındır. Bazı hastalık türleri eritrositler arasında ciddi boyut farkı oluşturur. Karaciğer hastalıkları, demir ve bazı vitamin eksiklikleri buna sebeptir.

Trombosit sayımı (PLT)

Kan pulcukları adı da verilen trombositler; yaraların kapanmasını sağlama, gerektiği zaman kanı pıhtılaştırma özelliğindedir. Kemik iliğinin büyük hücrelerinin parçalarından meydana gelir. Tahlillerde trombosit, “PLT” şeklinde gösterilir. (PLT: Platelets) Trombositler karaciğerin kontrolünde çoğaltılır. Dalağın etkinliği de trombosit sayısını etkilemektedir. Dalak, ölen trombositleri parçalayıp ayrıştırma özelliğindedir. Dalakta bir sebepten dolayı büyüme olursa fazla sayıda trombosit yıkımı gerçekleşir. Bu da kanda trombosit miktarının düşmesine sebep olur.
Trombosit değerlerinin düşük olması çok tehlikelidir. Kanın pıhtılaşma özelliği azalacağından olası bir yaralanma ya da kaza durumlarında ciddi kan kayıpları oluşabilir. Fazla bulunması ise aşırı pıhtılaşma yapacağından kan damarlarının tıkanmasına sebep olur. Trombosit değerlerinin düşmesinde başlıca sebepler şunlardır:
  • Kemik iliklerinde anormal bir durum oluşması (Bernard-Soulier sendromu, TAR sendromu)
  • Trombosit yıkımına sebep olan antikorların oluşması
  • Dalak büyüklüğü (Trombositlerin yıkım oranını arttırır.)
  • Aşırı omega 3 tüketimi
  • Aspirin kullanımı
Trombosit değerlerinin yükselmesine sebep olan etkenler de şunlardır:
  • Kemik ve kemik iliği hastalıkları (Kan hücrelerinin üretiminde sorunlar oluşturur.)
  • Dalağın işlevinin bozulması ya da ameliyatla alınması
  • Demir eksikliği
Ortalama Trombosit Hacmi- MPV : Hematoloji tahlilleri MPV değerini de içermektedir. Yeni üretilen trombositlerin hacimleri diğerlerine oranla çok daha büyük olur. Kanda devamlı yeni trombosit üretiliyor olması MPV oranının yüksek çıkmasına sebep olur. Küçük hacimli trombositlerin fazla olması ise kanda yeterli trombosit üretilemediğinin sinyallerini verir. Her iki durum da anormaldir ve altında yatan sebepler hematologların araştırma konusudur. (Genellikle kemik iliği, dalak ya da karaciğer sorunlarında bu iki durum gözlenir.)

Sedimantasyon testi (Eritrosit sedimantasyon oranı – ESR)

ESR ya da sedimantasyon değeri vücutta iltihap olup olmadığının tespit edilmesinde yardımcı olan bir kan değeridir. Oluşan iltihaplar; bağışıklık sistemi zayıflığından,  enfeksiyon oluşturan hastalıklardan ya da kanserleşmelerden kaynaklanabilir. Asıl sebebin tespit edilmesinde ek testler şarttır. ESR sonuçları, bu ek testlerin yapılıp yapılmayacağı konusunda doktorlara fikir verir.
Sedimantasyon tahlilinde amaç, kırmızı kan hücrelerinin (alyuvar ya da eritrosit) 1 saat içerisindeki çökme hızını ölçmektir. Test tüpü 1 saatin sonunda kontrol edilir ve dibe çökmüş olan eritrositler belirlenir. Çöken eritrosit miktarının yüksek çıkması enfeksiyona işaret eder. Enfeksiyon, kanserleşme ya da iltihap durumlarında ortamda oluşan bazı proteinler eritrositlerin hızlı bir şekilde çökmesine sebep olur. ESR miktarının düşük çıkması genelde olumlu bir durumdur. Kişinin tamamen sağlıklı olduğunu gösterir. Ancak nadir de olsa bazı hastalık çeşitleri ESR miktarının düşük çıkmasına sebep olabilir. (Örneğin; kalp, karaciğer, pankreas, dalak ve böbrek hastalıkları ya da lösemi gibi…)
Her kan tahlilinde olduğu gibi, sedimantasyon tahlilinde de sonuçların normal değerleri kişiden kişiye farklılık gösterecektir. (Erkek, kadın, hamile, çocuk, genç, yaşlı, tek böbrekli vs.) Laboratuvarlarda her duruma göre farkı kan sonucu değerlendirme programları vardır.

Koagülasyon testi (Pıhtılaşma)

Kan plazması proteinlerinin fonksiyonlarının değerlendirilmesinde koagülasyon testlerinden yararlanılır. Koagülasyon pıhtı oluşumu anlamına gelir. Kandaki birçok protein ve pıhtılaşma faktörünün kimyasal reaksiyonunda fibrin maddesinin biçimlenmesi durumunu tanımlamaktadır. (Fibrin maddesi:  Kanda ve lenf serumunda bulunan albüminli bir maddedir.) Bu test, özellikle cerrahi müdahale geçirecek hastalara yapılır. Müdahale sırasında kontrol altına alınamayan kanamaların oluşması istenilen bir durum değildir ve hayati tehlike barındırır. Bundan dolayı ameliyata girecek hastanın kanındaki pıhtılaşma durumunu öğrenmek önemlidir.
Hematoloji laboratuvarı; şu koagülasyon elemanlarını inceler:
  • APTT ( Kan plazmasının pıhtılaşma süresini ölçer. Bu süre uzunsa kanamalı durumlarda yüksek oranda kan kaybı yaşanır. Süresi kısa olursa damarların kan pıhtıları ile tıkanabilmesi söz konusudur.)
  • PT (Trombplastin ve kalsiyum eklenmiş kan plazmasının fibrin pıhtısı oluşturma süresi belirlenir. Tromboplastin; kan pulcuklarından serbest bırakılan ve pıhtılaşmaya yardımcı olan bir lipoproteindir.)
  • Fibrinojen
  • D-Dimer
  • Von Willebrand Faktör
  • Faktör-VIII, Faktör-IX, Faktör-XI
  • Protein S – C
  • Antitrombin III
  • Protein C global (APC)
  • Lupus Antikoagülanı (LAC)
  • Reptilaz (Batroxobin) Zamanı

Yazıyı Puanla

SağlıklıHayat.Net
User Rating: 5 ( 5 votes)
Etiketler

1 thought on “4 adımda Hematoloji ve Hematoloji tahlilleri hakkında merak edilenler”

  1. Dahiliyede çöplük gibi olan ve mobbing’in dibinin yaşandığı hematoloji stajında 3. günün sabahı uyandım ve inanılmaz uykum vardı. Birkaç saniye sonrasında hematoda intörn olduğum aklıma geldi. İşte o gün ilk kez her sabah işe gitmek zorunda olmak ne demekmiş öğrendim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.