Gastrointestinal Sistem Endoskopisi

Gastrointestinal Sistem Endoskopisi

Gastrointestinal Sistem Endoskopisi
Gastrointestinal Sistem Endoskopisi

Gastrointestinal nedir? Gastrointestinal sistem nedir? Gastrointestinal sistem; ağız, yemek borusu, mide, onikiparmak bağırsağı, pankreas, karaciğer, safra kesesi, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bir sistemdir. Sindirim sistemi de denilmektedir. Bu sistemin endoskopi cihazı ile incelenmesine ise gastrointestinal sistem endoskopisi adı verilir. Endoskopi cihazı 8-12 mm çapında bükülebilir, fiberoptik (basınca ve neme dayanıklı), tüp şeklinde bir borudur. Ucunda ışık ve kamera vardır. Bu kameraya alınan görüntüler borunun gövdesinden geçerek merceğe yansır. Ya da bir ekrana yansıtılır. Böylelikle organların iç yüzeyindeki durumlar kolaylıkla incelenebilir.

Endoskopi cihazı ile şüpheli yüzeylerden parça (biyopsi) de alınabilir. Böylelikle patoloji laboratuvarındaki incelemeler sonucunda bu lezyonların kanser olup olmadığı da açıklığa kavuşmuş olur.
Gastrointestinal sistem endoskopisi ikiye ayrılır:
  • Üst gastrointestinal sistem endoskopisi
  • Alt gastrointestinal sistem endoskopisi

Üst Gastrointestinal Sistem Endoskopisi

Üst Gastrointestinal Sistem Endoskopisi
Üst Gastrointestinal Sistem Endoskopisi
Özofagus (yemek borusu), mide, duedunum (onikiparmak bağırsağı) ve ince bağırsak üst gastrointestinal sistemi oluşturur. Bu bölgelerin endoskopi cihazı ile incelenmesine üst gastrointestinal sistem endoskopisi denir. Bu sistemin incelenmesinde kullanılan endoskopi cihazına ise gastroskopi adı verilir.
Üst gastrointestinal sistem endoskopisinin uygulanma amaçları şunlardır:
  • Tedavi ile geçmeyen sindirim sistemi problemlerinde, daha ciddi bir durum olabileceği düşünülerek uygulanır.
  • Katı ve sıvı yutma güçlüğü çekenlerin özofagus bölgesi kontrol edilir.
  • Sindirim sistemi kanamalarının tespitinde kullanılır.
  • Şüpheli yüzeylerden biyopsi (parçacık) alabilmek için önemlidir
Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde kullanılan araç ve gereçler:
  • Gastroskop (Ucu ışıklı ve kameralıdır.)
  • Tek kullanımlık steril ağızlık (Ağzı gastroskopi sırasında açık tutup dişleri ve dudakları işlem sırasında kontrol altına alır.)
  • Lokal anastezi ilaçları (Boğaz kısmını uyuşturmak içindir.)
  • Tansiyon Aleti (Tansiyonun bütün bu işlemlere uygun olup olmadığı ölçülür.)
  • Monitör (Gastroskopun ucuna yansıyan görüntüleri izleyebilmek için kullanılır.)
Uygulamaya geçilmeden önce işlem sırasında kaygı oluşmasın diye yapılacak işlem hastaya anlatılır. Öncesinde hasta en az 6-8 saat bir şey yememiş olmalıdır. Protez diş varsa çıkartılmalı, makyaj varsa silinmelidir. Bütün bu ayrıntılar yerine getirildikten sonra hasta endoskopi odasına alınır. Öğürtü ya da öksürük gibi reflekslerin oluşmaması için boğaz bölgesine lokal anestezi uygulanır. Tansiyon aleti hastaya takılır ve kan basıncı bu süreçte devamlı incelenir. Yaşam bulguları ölçülür ve kayıt altına alınır. Ağızlık takılır ve hazır hale getirilmiş gastroskop ile ağızdan girilir. Yemek borusundan mide bölgesine doğru boru girdirilir ve mide yüzeyi incelenir. Eğer sorunun onikiparmak bağırsağında ya da yemek borusunda olduğu düşünülürse o yüzeyler de incelenir. Doktor monitöre yansıyan görüntüyü değerlendirir. Şüpheli olarak gördüğü kısımlardan biyopsi alarak laboratuvara gönderir. Böylelikle gastroskopi işlemi gerçekleşmiş olur.
Gastroskopi sonrası tekrar tansiyona bakılır, yaşam bulguları değerlendirilir, kaydedilir ve hasta dinlenme odasına alınır. Yatakta lateral (yan) pozisyon verilir. (Gastroskopi sırasında da bu pozisyon verilir.) Boğazdaki uyuşukluk geçene kadar ağızdan herhangi bir şey verilmez.


Alt Gastrointestinal Sistem Endoskopisi

Alt Gastrointestinal Sistem Endoskopisi
Alt Gastrointestinal Sistem Endoskopisi
Alt gastrointestinal sistem kalın bağırsak (kolon kanseri nedir) ve rektum (anüs/makat) bölgesini kapsar. Dışkıda kan görülmesi, hemoroid (basur nasıl geçer) şüphesi, bir türlü çare bulunamayan ishal veya kabızlık durumları, açıklanamayan kilo kayıpları ve 40 yaş üzeri dışkı değişikliğinde alt gastrointestinal sistem endoskopisi gerekebilir. Bu bölge için 3 çeşit endoskopi cihazı kullanılır:
  • Rektoskopi : Rektum incelemesi için kullanılan endoskopi cihazıdır. Rektum, anüsten kalın bağarsağa doğru olan 20-25 cm’lik bir kısımdır. Dışkının geçici olarak toplandığı yerdir.
  • Sigmoidoskopi :  Kalın bağırsağın çıkışı ile rektum arasında kalan 70-80 cm’lik kısımdır. Dışkılar bir süreliğine burada toplanır; sonrasında ise rektum ve anüse yönlendirilir.
  • Kolonoskopi : Kalın bağırsağın tamamını inceleyen endoskopi cihazıdır.

Alt gastrointestinal sistem endoskopisi öncesi yapılması gerekenler şunlardır:

  • Kolonoskopi yapılacak hastalarda, işlem öncesi bağırsakların temizlenmesi gerekir.
  • Kolon temizliği doktorun belirlediği 3 günlük diyet ile yapılır.
  • Hastanın kullanmakta olduğu antikoagülan (kanın pıhtılaşmasını önleyen) ilaçlar doktorun önerisi ile kesilir.
  • Hastanın herhangi bir şeye alerjisi (alerji testi nasıl yapılır) var mı diye araştırılır.

Alt gastrointestinal sistem endoskopisinin uygulama basamakları şunlardır:

  • Hastaya yapılacak işlem hakkında bilgi verilir.
  • Hastanın işlem öncesi yaşam bulguları ölçülür.
  • Damar yolu açılır ve doktorun önerdiği ilaçlar verilir.
  • Endoskopi odasına alınır.
  • Sol lateral (yan) pozisyona alınır ve 2 bacak karına doğru çekilerek pozisyon verilir.
  • Anal bölge açık kalacak bir şekilde örtü ile örtülür.
  • Nabız sürekli takip edilir ve anal bölgeden içeriye endoskopi gerçekleştirilir.
  • Görüntüler incelenir.
  • Alınan biyopsiler laboratuvara gönderilir.
  • Kayıt tutulur ve işlem sonlandırılır.
Bu işlemlerden sonra ise hastanın yaşam bulguları sık sık takip edilir ve yatak istirahatine alınır. İşlem sırasında rektal kanama oluşup oluşmadığına bakılır. Tüm bilgiler tek tek kaydedilir. Alt gastrointestinal sistem endoskopisinin komplikasyonları (yan etkileri) şunlardır:
  • Kanama görülebilir.
  • Bulantı ve kusma görülebilir.
  • Bilinç düzeyinde ani değişiklikler ve enfeksiyon gözlenebilir.
  • Kullanılan ilaçlara bağlı alerjiler ortaya çıkabilir.

Gastrointestinal Sistem Anatomisi

gastrointestinal sistem anatomisi
gastrointestinal sistem anatomisi
Gastrointestinal sistem anatomisi aynı zamanda sindirim sistemi anatomisi olarak da ifade edilir. Sindirim sistemi anatomisi alt ve üst gastrointestinal sistem elemanlarının (yemek borusu, mide, onikiparmak bağırsağı, ince bağırsak, kalın bağırsak, makat) anatomilerini kapsamaktadır.
Sindirim sistemi elemanları, tüketilen besinlerin parçalanıp öğütülmesini, emilerek içindeki besin öğelerinin vücuda kazandırılmasını, vücuda fazla gelen ve yaramayan kısmının ise anüs yolu ile dışarıya atılmasını sağlar. Besinin sindirilip artıkların dışarı atılması aşamaları şu şekilde sıralanabilir:
  • Besinler ağza alınır. İlk ve en önemli aşama ağız içinde başlar. Dişler ile besin parçalanır. Tükürük sıvısının içerisindeki enzimlerle (amilaz enzimi) besinler öğütülür. Böylelikle besinler yemek borusundan rahatlıkla geçebilir ve midenin iş yükü azalmış olur.
  • Yiyecekler yemek borusundan peristaltik hareketler ile mideye iletilir. (Peristaltik hareket, dalgalı ve ritmik kasılma hareketidir. Buna sindirim kasılma hareketi de denir.)
  • Mideye iletilen besinler parçalanmaya devam eder. Midenin asidik sıvıları ile birlikte (mide özsuyu) adeta yoğrulur. Pankreas ve karaciğer salgılarının bu sindirme işleminde büyük payı vardır.
  • İyice öğütülmüş olan bu besinler daha sonra ince bağırsağa geçer ve burada tüm besin öğeleri emilir. (Proteinler, vitaminler vs.)
  • Vücut tarafından emilemeyen, zararlı ya da gereksiz görülen kısım ise kalın bağırsaktan geçerek anüsten dışarıya atılır. Sindirim kanalında bulunan sular bu işlemlerin kolaylaşmasını sağlar. Bu yüzden su ve diğer sıvıların tüketimi çok önemlidir.

Yemek Borusu Anatomisi

yemek borusu anatomisi
yemek borusu anatomisi
Özofagus bilimsel adıyla anılan yemek borusu, yutak ile mide arasındaki geçiş bölgesidir. Orta hattan aşağıya doğru iner. Kişinin genetik yapısına göre 25-30 cm aralığında bir uzunluğu vardır. Endoskopi cihazı ile ölçüldüğünde, öndeki kesici dişlerden kardioözofageal  bileşkeye (mide kapakçığına) kadar olan uzunluk ise yine genetik yapıya göre erkeklerde ortalama olarak 40 cm ölçülüyorken, kadınlarda ise bu uzunluk ortalama 37 cm’dir.
Yemek borusu kaslardan oluşur. İç kısmı mukoza tabakası ile kaplıdır. Bu salgı tabaka kayganlık sağlar. Kayganlık ise peristaltik (dalgalı) kasılma sırasında yemeğin mideye doğru aktarılmasını kolaylaştırır. Yemek borusunun hem başlangıcında hem de sonunda kapakçık mevcuttur. (Sfinkter)
Üstte bulunan kapakçık yutma esnasında açılır. (Üst özofagus sfinkteri) Alttaki son bölümdeki kapakçık ise sadece mideye doğru açılır. (Alt özofagus sfinkteri) Yiyecekler yemek borusunun son kısmında bulunan mide kapakçığını aşarak mideye ulaşır. Bu kapakçık yemek borusundan mideye doğru olacak şekilde, tek yöne açılabilen bir kapakçıktır. Bu kapakçıkta bir sorun çıktığında (yani kapakçıkta gevşeme olup mideden de yemek borusuna açılabilecek hale geldiğinde)  “reflü” başta olmak üzere pek çok hastalık ile yüzleşilebilir. Mide sıvısında bulunan asitler ve enzimler yemek borusunda ya da yutakta tahrişe, iltihaba, çok ilerlediği takdirde kansere bile sebep olabilir.
Yemek borusundaki peristaltik kasılma hareketi kişinin kendisi tarafından hissedilmez. Bu kasılma istemsiz kasılmadır.


Mide Anatomisi

mide anatomisi
mide anatomisi
Yemek borusu ile onikiparmak arasında, vücudun sol üst tarafında konumlanan mide; yemek borusundan iletilen besinlerin toplandığı, geçici bir süre depolandığı, parçalandığı ve yoğrulup bulamaç kıvamına getirildiği yerdir. Midede bulamaç kıvamına gelmiş besinlere kimus adı verilir.
Besinler midedeki kasılma hareketleri ve midenin mukozal yüzeyinden oluşturulan enzim, hormon, asit ve koruyucu madde gibi salgılar ile parçalanıp iyice öğütülür. Mide, ağız içinden sonraki ikinci sindirim aşamasıdır. Yemek borusu ile mide arasında mide özsuyunun yemek borusundan geri tepmesini engelleyecek bir kapakçık bulunur. Buna sfinkter denir. Midenin bitiş noktasında da bağırsaklara açılan tek yönlü bir kapakçık mevcuttur.
Midede her besin grubu için özel enzimler mevcuttur. Bu enzimlerin ya da salgıların bazıları mide içerisinde işlev görürken bazıları da bağırsaklarda emilim gerçekleştirir.
Mide kendi asitli salgılarının zararlarından korunabilmek için özel mukuslu ve dengeleyici salgılar üretir. Böylelikle midenin kendi yüzeyi bu asit ortamından etkilenmez. Bu denge ortamı bir sebepten bozulduğunda mide ülseri, mide kanaması ya da mide kanseri gibi ciddi durumlar yaşanabilir.
Mide toplamda 4 bölümden oluşur:
  • Kardia (Mide kapakçığının hemen ardındaki küçük bir bölümdür. Ostium cardiacum ismiyle de anılır. Sfinkter bitişindeki mide parçası olarak tanımlanmaktadır.)
  • Fundus (Midenin kardiadan daha üstte olan kısmıdır. Fundus bölümü hareketli ve esnektir. Yani genişlemeye müsait bir yapısı vardır. Fundus ve kardia besinlerin geçici bir süre depolandığı yerdir.)
  • Korpus (Midenin daha alt ve en geniş bölümüdür, düz ve kavisli kısımları mevcuttur.)
  • Pilor (Midenin son kısmıdır. Bu kısımda midedeki besinler iyice parçalanmış, bulamaç kıvamına gelmiş olur. Sindirime hazırdır. Midenin onikiparmak bağırsağına açılan son kısımda bir kapakçık mevcuttur. Kasılma hareketleriyle midedeki besinler bu kapakçığı aşarak onikiparmak bağırsağına ulaşır.)

İnce Bağırsak Anatomisi

ince bağırsak anatomisi
ince bağırsak anatomisi
İnce bağırsak genetik özelliğe ya da cinsiyete göre ortalama 6 ya da 7 metre uzunluğunda olabilmektedir. Yani en uzun organımızdır. Çapı ise 2,5-3 cm civarındadır. İnce bağırsağın ilk 25 cm’lik kısmına duodenum yani onikiparmak bağırsağı denir.
Onikiparmak bağırsağının çapı ince bağırsağa göre daha geniştir. Midede parçalanmış besinler ilk önce onikiparmak bağırsağından geçer. Onikiparmak bağırsağı pankreas ile bağlantılıdır. Pankreas 15 cm’lik küçük bir organdır. Pankreas kanalları ise safra kanalları ile bağlantı kurar. (Safra kesesindeki sıvı karaciğer metabolizmasının bir ürünüdür, karaciğerin alt yüzüne yapışık şekilde konumlanır. Bazı maddelerin emilmesine, bazılarının ise vücuttan uzaklaştırılmasına yarar.) Hem safra sıvısı hem de pankreas enzimleri onikiparmak bağırsağına dökülür. Pankreas hücreleri günde yaklaşık 1,5 litre enzim salgısı üretir ve bu enzimler çok çeşitli ve zengindir. Neredeyse her besin çeşidinin ince bağırsakta sindirilebilmesini sağlar.
İnce bağırsağın iç yüzey alanı ortalama 250 metre kare olarak hesaplanmıştır. Tenis kortu ile denk bir yüzey genişliği vardır. Bu genişliği ince bağırsağın iç yüzeyinde bulunan villuslar sağlamaktadır. Villuslar, midede öğütülmüş olan besinlerin emilimini sağlar. Daha fazla besin emilebilmesi için yüzey alanını genişletir. Kıl yapısındadır. Her bir villus lenf kanalı ve bol miktarda kan damarı barındırır. Absorbe edilen besin grupları kan yolu ile vücuda dağılır. Karbonhidrat, yağ, protein, su, mineral, vitamin ve kimyasal maddelerin emilimi bu şekilde sağlanmış olur.
İnce bağırsağımız en uzun ve yüzey alanı en geniş organımız olmasına rağmen kıvrımlı ve yumak şeklinde olduğu için vücudumuzda küçük bir alanı kaplar.

Kalın Bağırsak Anatomisi

kalın bağırsak anatomisi
kalın bağırsak anatomisi
Kalın bağırsak; ince bağırsağın son bölümü (ileum) ile kalın bağırsağın ilk bölümü (caecum) arasında bulunan kapaktan (ilecaecalis) itibaren başlayıp anüse kadar uzanan 1,5-1,8 metrelik bir yapıdır ve bölümlere ayrılmış şekildedir. İlecaecalis ismindeki kapak, kalın bağırsaktaki atık maddelerin ince bağırsağa geri dönmesini engeller. Ayrıca ince bağırsaktaki sindirilmek üzere olan besinlerin de zamanından önce (yani sindirilmeden önce) kalın bağırsak tarafına geçmesine de engel olur. Kalın bağırsağın çapı ince bağırsağın iki katı genişliğinde yani ortalama 6-8 cm civarındadır. Kapaktan (inecaecalis) anüse doğru (kalın bağırsağın çıkış kısmına doğru) çapı daralmaktadır.
Kalın bağırsak karın boşluğunda ince bağırsağın etrafını sarmış şekilde askılanmıştır. İnce bağırsağın dış yüzeyi düzken, kalın bağırsağın dış yüzeyi boğumlu yapıdadır ve düz kas dokularından oluşmuştur. (Düz kaslar istemsiz çalışan kaslardır. Dışkının vücuttan atılma vakti geldiğinde bu kaslar peristaltik olarak çalışır ve dışkı anüse doğru ilerleyebilir. Bütün bunlar bizim bilincimizin dışında gelişir.)
Kalın bağırsaklar dışkılar için depo görevi görür. İç kısmında ise villuslar yoktur. Yarım ay şeklinde çıkıntılar mevcuttur. Kadeh hücreleri ile donatılmıştır. Bu hücreler mukus salgısı üreterek kayganlık sağlar ve besin artıklarının anüs yönünde ilerlemesine yardımcı olur. Besin artıkları ince bağırsaktan sıvı şekilde ayrılır. Kalın bağırsağın iç yüzeyindeki hücreler tarafından bu sular ve belli başlı mineraller geri emilir. Böylelikle vücut susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya kalmaz. Su geri emildikten sonra dışkı daha katı bir hale gelir. Dışkı kalın bağırsakta ne kadar uzun beklerse katılığı o denli artmaktadır.
Kalın bağırsakta yararlı bakteriler de bulunur. Bu bakteriler dışkı içerisindeki bazı maddeler ile B ve K vitamini sentezini sağlar. Böylelikle sindirimin son aşaması gerçekleşmiş ve boşaltım aşamasına geçilmiş olur.
Bütün bu olaylar zinciri son kısma kadar kişi tarafından hissedilmez. Kalın bağırsağın son kısmında (rektum) beyne ileti gönderen sinir uçları mevcuttur. Bu sinir uçları dışkıların o kısımda oluşturduğu gerginlik sayesinde uyarılır. Beyin o iletiyi aldıktan sonra vücuda sancı hissi gönderir. Bu şekilde kişi dışkılamaya hazır hale geldiğini, yani sindirimin gerçekleşmiş olduğunu anlar. Dışkılama tam olarak gerçekleştikten sonra kişiler yararsız olan tüm maddelerden arınmış olur. Bu maddeler içerisinde serbest radikaller ve toksinler de bulunur. Bunlardan arınan vücut sisteminde tam randımanlı, temiz ve rahat bir çalışma ortamı oluşur. Böylelikle bundan sonraki tüm fonksiyonlar sorunsuz bir şekilde işlemeye devam eder.
Kalın bağırsaklarda su emilimi önemlidir ama dışkılamanın kolay olabilmesi için de bir miktar sıvı şarttır. Bu yüzden sancı hissi geldiğinde çok geciktirmeden dışkıya çıkmak gerekir.
İnce ve kalın bağırsaklar vücudun ikinci beyni gibidir. Vücudun her türlü işlevinin adeta kaderini belirler. Burada herhangi bir sorun oluştuğunda vücudun her köşesinde sorun oluşacak demektir. Çünkü yeterli besin emilemediği ve vücut atıklardan arındırılamadığı takdirde hiçbir sistem doğru veya yeterli çalışamayacaktır ve bilinen ya da bilinmeyen her hastalığa davetiye çıkacaktır. Bundan dolayı sağlıklı kalmanın birinci şartı bağırsakları korumaktır.


Gastrointestinal Sistem Hastalıkları

gastrointestinal sistem hastalıkları
gastrointestinal sistem hastalıkları
Gastrointestinal sistem hastalıkları ağızdan başlayıp kalın bağırsağın çıkış noktası olan anüse kadar tüm sindirim sistemi elemanlarını kapsayan hastalıklara verilen isimdir. Ağız, yutak, yemek borusu, mide, onikiparmak bağırsağı, safra kesesi, karaciğer, pankreas, ince bağırsak ve kalın bağırsak sindirim sistemi elemanlarındandır. Yaygın bir şekilde görülen ve pek çok kez konusu edilen belli başlı gastrointestinal sistem hastalıkları şu şekilde sıralanabilir:
  • Reflü: Çok yaygın görünür. Alt özofagus sfinkterinde (mide kapakçığında) gevşeklik oluşması sebebi ile mide iç basıncının etkisi ile kapak geriye doğru açılma yapar ve mide içerisindeki besin maddeleri ile mide özsuyu yemek borusuna geçerek boğaza kadar gelir. Bu durum pek çok kişinin başına gelen bir durumdur. Ancak şu durumlarda bir hastalıktan söz edilebilir:
  1. Sık tekrarlanması,
  2. Her tekrarlayışında çok uzun sürmesi,
  3. Göğüste yanma yapması,
  4. Yemek borusunda ağır tahriş ve daralma oluşturması
  5. Uykudan uyandırması
Bütün bu semptomların görüldüğü reflüye halk arasında reflü hastalığı (Reflü belirtileri nelerdir), tıp alanında ise gastroözofageal reflü denmektedir.
  • İshal-Kabızlık-Basur: İnsanların hayatları boyunca en az bir kez yaşadıkları bağırsak hastalıklarıdır. Çoğunlukla hafif atlatılsa da bazı durumlarda bu üç durum ciddi bir sağlık probleminin belirtisi olarak karşımıza çıkar. (Örneğin; kolon kanseri ya da gıda zehirlenmesi gibi.)
  • Hazımsızlık-Gastrit-Mide Ülseri-Mide Kanseri-Mide Kanaması: Bu hastalıklar birbirlerini tetikleyici rol oynarlar. Örneğin gastrit mide ülserine, mide ülseri ise uzun vadede mide kanseri ya da mide kanamasına sebep olabilir. Genetik yatkınlık ise bu kötü sonuçların yaşanma riskini arttırır.
  • Pankreas Kanseri-İnce Bağırsak Kanseri-Kolon Kanseri-Karaciğer Kanseri: Çevresel ya da genetik sebeplerle bu organları oluşturan hücrelerde hatalı bölünmeler, genetik mutasyonlar gelişebilir. Kişilerin kötü yaşam tarzları ve beslenme düzenleri de bu olumsuz gidişata hız verir.
  • Pankreas İltihabı-Safra Kesesi İltihabı: Pankreas ve safra kesesi dışında kalan gasrointestinal sistem elemanlarında da iltihap görülebilir. Örneğin gastrit bir mide enfeksiyonudur. Helicobacter pylori ismindeki çetin bir bakterinin midede oluşturduğu tahribat neticesinde gastrit meydana gelebilir. Pankreas ve safra kesesinin besin emilimi konusundaki büyük payı hesap edildiği takdirde buralarda gelişen bir sorunun vücudu ne ölçüde etkileyeceği tahmin edilebilir niteliktedir.
  • Karaciğer Yağlanması: Zamanla karaciğer fonksiyonlarının bozulmasına sebep olur. Bu da sindirimin işleyişine yansır. Bulantı, kusma, hazımsızlık, iştahsızlık gibi semptomlarla uzun vadede kendisini belli etmeye başlar. Kötü beslenme alışkanlığı ya da içki-sigara gibi zararlı alışkanlıklar, gereğinden fazla kilo alma, kortizon ya da östrojen içerikli ilaçları çok kullanma karaciğer yağlanmasına sebep olan faktörlerdendir. Ayrıca genetik faktörler de bu hastalıkta etkilidir. İlerledikçe başka birçok hastalığın da fitilini ateşler.
Gastrointestinal sistem hastalıkları sadece sistem elemanlarının kendisini değil, uzun ya da kısa vadede tüm vücut sistemlerini etkisi altına alabilme özelliğindedir.

Yazıyı Puanla

SağlıklıHayat.Net
User Rating: 5 ( 7 votes)
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.