Felç hangi tarafta tehlikelidir ?

Felç nedir ?

Felç, bedendeki kasların fonksiyonlarını yitirmesi şeklinde ortaya çıkan ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi bir rahatsızlıktır. Kişi hastalığının durumuna göre kısmî veya tamamen felç olabileceği gibi, hareket ve his kaybı geçici veya kalıcı da olabilir. Hayatın herhangi bir döneminde, vücudun herhangi bir yerini etkileyebilen felç modern tıbbın çaresiz kaldığı korkutucu hastalıklardan biridir.
Tedavi planı ise felce yol açan ana sebebin tespit edilmesinin ardından şekillenir. Teknolojik yenilikler ve terapötik becerilerin geri kazanılması için uygulanan fizik tedavi yöntemleri, hastaların kendi bakımlarını yapabilmelerini ve hayat kalitesini artırabilmelerini mümkün kılabilir.

Felç çeşitleri nelerdir ?

İnsan vücudu sayısız farklı şekilde yaralanabilir. Dolayısıyla felcin de birçok farklı çeşidi vardır. Ancak bilim insanları genelde felci vücudun etkilenen bölgelerine göre ayırarak 4 ana kategoride tanımlarlar.
İşte bahsi geçen felç çeşitleri:

Monopleji

İsmindeki “Mono” ifadesinden de anlaşılacağı üzere bu felç türü, bedenin sadece tek bir uzvunu etkiler. Monopleji hastaları genellikle vücutlarının geri kalan tüm uzuvlarını hareket ettirebilirler, ancak felç olan kol veya bacaklarını oynatamaz ve hissedemezler. Serebral palsi’nin monoplejiye yol açtığı biliniyor olsa da, aşağıda adı geçen çeşitli rahatsızlıkların da tek uzuvlu felcin ana sebepleri arasında yer aldığı değerlendiriliyor:
  • Kalp krizi
  • Tümör
  • Yaralanma veya hastalık kaynaklı sinir hasarları
  • Sinir sıkışması
  • Motor nöronların hasar görmesi
  • Beyin yaralanmaları
  • Felç olan uzuvdaki sinirlerin hasar görmesi
Monopleji bazı vakalarda geçicidir, özellikle de kalp krizi veya beyin yaralanması tedavisi sonrasında etkisini yitirdiği biliniyor. Felç olan bölgedeki sinirlerin tamamen yaralanmaması durumunda hasta fiziksel tedavi sürecinden sonra his ve hareket yetilerini önemli ölçüde geri kazanabilir.

Hemipleji

Bedenin sağ veya sol tarafındaki kol ve bacağı aynı anda etkileyen felç türüne hemipleji denir. Monopleji ile birlikte hemiplejinin de en büyük ortak sebeplerinin başında serebral palsi gelir. Hemipleji hastalığında felcin derece ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir veya zaman içinde farklılık gösterebilir.
Genel olarak felç olmak üzere olan bölgeye iğne batırılıyormuş hissiyle başlayan rahatsızlık, kas zayıflığıyla devam eder ve tamamen felce doğru evrilir. Ancak hastanın genel sağlık durumu, hareketlilik seviyesi ve diğer bazı faktörler hemiplejik felç geçiren uzuvların fonksiyonunu geri kazanmasında rol oynayabilir.
Hemipleji bazen geçici olabiliyor, özellikle de erken teşhis konulduktan sonra hastanın fizik tedaviye başladığı vakalarda.

Parapleji

Hastanın belden aşağısının his ve hareket yeteneğini kaybettiği felç türüne parapleji denir. Genellikle her iki bacakla birlikte kalçalar da felçten etkilenir. His kaybından ötürü hastanın cinsellik ve tuvalet ihtiyacı kısıtlanır. Ancak bazı parapleji hastaları yürüyemiyor olsa da bacaklarını hareket ettirebilir, belden aşağısını hissedebilir. Dolayısıyla bu felç türünün kişiden kişiye ve hatta bazen günden güne değişiklik gösterdiği söylenebilir.
Çok ciddi bir felç türü olsa da parapleji kesin ve kalıcı bir felç türü olarak nitelendirilemez. Nitekim nadir de olsa parapleji felçliler spontane bir şekilde iyileşebiliyorlar. Fizik tedavi sürecinin ardından paraplejikler felçli bölgelerin belli bazı fonksiyonlarını geri kazanabilirler. Beyin ve omurilikte kas ve doku bağlantılarının güçlenmesi, kaybolan his ve hareket yeteneğini tekrar kazandırabiliyor.
Paraplejinin en yaygın sebeplerinin başında omurilik yaralanması geliyor. Beynin vücudun belden aşağısına sinyal gönderip almasını engelleyen yaralanmalara ek olarak paraplejinin sebepleri şu şekilde sıralanabilir:
  • Omurilik enfeksiyonları
  • Omurilikte oluşan lezyonlar
  • Beyin tümörü
  • Beyin enfeksiyonu
  • Kalça veya bel bölgesindeki sinirlerin hasar görmesi
  • Boğulma, cerrahi kazalar, şiddet veya benzeri durumlar neticesinde beyin veya omurilikteki oksijenin tükenmesi
  • Kalp krizi
  • Beyin veya omurilikteki doğuştan özürler

Kuadripleji

Sık sık tetrapleji olarak da adlandırılan kuadripleji, kişinin boyundan aşağısının felç olduğu durumları nitelemek için kullanılır. Kişinin her iki eli, ayağı ve göğüs bölgesi tamamen felç olur. Tıpkı paraplejide olduğu gibi özrün derecesi ve fonksiyonların kaybı kişiden kişiye değişebilir. Öyle ki bazı kuadriplejikler kendi kendilerine fonksiyonların birazını veya tamamını geri kazanabilirler. Bunun içinse fizik tedavi ve egzersize çok fazla zaman ayırmak gerekir.
Bazen kuadripleji beyin hasarı, kalp krizi veya omurilikteki sinirlere anlık baskı uygulanması sonucu geçici bir rahatsızlık olabilir. Örneğin omurilik yaralanmasından sağ kurtulan hastalar, yaralanmayı takip eden süreçte boyunlarından aşağısını hissetmeyebilirler. Ancak sinirlere uygulanan baskı azalınca ve gerekli durumlarda cerrahi müdahale gerçekleştirilince felç ortadan kalkabiliyor.
Parapleji ile kuadriplejinin bir diğer ortak noktası, her iki felç türüne de çoğunlukla omurilik yaralanmalarının sebep olduğu gerçeğidir. Bu tür yaralanmalar da genelde trafik kazaları, şiddet olayları, yüksekten düşme ve futbol gibi sportif aktivitelerde gerçekleşir. Travmatik beyin yaralanmaları da bu felç türünü tetikleyebilir. Bunlara ek olarak kuadriplejinin diğer sebepleri şöyledir:
  • Enfeksiyon, kalp krizi veya diğer hastalıklarla alakalı süreçler sonucunda beynin hasar görmesi
  • Boğulma, anestezi kaynaklı kazalar, anafilaktik şok veya diğer sebeplerden ötürü beyin veya omurilikteki oksijen seviyesinin azalması
  • Omurilik veya beyinde görülen lezyonlar, tümör ve enfeksiyonlar
  • Vücut genelinde katastrofik sinir hasarı
  • Erken beyin hasarı. Özellikle doğum öncesi veya doğum esnasında bebeğin hasar görmesi serebral palsi hastalığına yol açabilir. Bu da felce dönüşebilir.
  • İlaçlara alerjik tepki
  • Uyuşturucu veya alkol koması

Felç hangi tarafta tehlikelidir ?

Hastaların merak edip cevap aradığı soruların başında “Felç sağ taraf mı sol taraf mı tehlikeli?” sorusu gelir. Kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, bazı vakalarda ikinci bir kişiden yardım almadan hayatını devam ettiremez hale getiren felcin her iki tarafta ortaya çıkışı da tehlikeli olabilir. Ancak kalbin solda olmasından ötürü sol taraf felcinin daha tehlikeli olması gibi bir endişe yersizdir. Sadece insan beyninin konuşma yeteneğini düzenleyen kısmı sağ tarafta yer aldığı için, sağ tarafı felç olan hastalarda konuşma bozuklukları görülebilir. Dolayısıyla illa bir tarafı seçecek olursak sağ tarafın daha tehlikeli olduğu söylenebilir.


Felç neden oluşur ?

Kişinin vücudundaki kasları oynatma yetisini kalıcı veya geçici olarak kaybetmesine “felç” veya “inme” diyoruz. Parmağımızı kaldırmak istediğimizde “sensör sinirler” olarak da bilinen periferal sinir sistemimiz devreye girerek beyin ve omurilikten oluşan merkez sinir sistemine sinyaller gönderir. Bu iki sinir sistemi arasındaki irtibatın bozulması, beyin ve kaslar arasındaki iletişime engelleyerek kas zayıflığı veya kontrol kaybına yol açar. Bu sebeple kas zayıflığı da ilerleyen dönemde felce dönüşebilir.

Bunun dışında felcin nedenlerini nörolojik, travmatik ve bağışıklık sistemi kaynaklı olmak üzere üçe ayırabilmek mümkündür.


Felcin nörolojik sebepleri

Aşağıda listelenen nörolojik (beyinle alakalı) hastalıklar felce yol açabilir:

  • Amyotrofik lateral skleroz (ALS) veya Lou Gehrig hastalığı. Nöromüsküler olarak nitelendirilen bu rahatsızlık, kaslarda zayıflığa ve sakatlığa sebep olur.
  • Bell palsisi. Yüz kaslarını kontrol eden sinirlerin enfeksiyon kapması veya şişmesi sonucu ortaya çıkar.
  • Serebral palsi.
  • Multipl skleroz. Beyin ve omuriliği etkileyen bu hastalık zayıflık, hareket ve denge kaybı gibi birçok belirtiye sahiptir.
  • Kas distrofisi. Kalıtımsal olan bu hastalık, kas dokularının devamlı olarak erimesine ve kasların zayıflamasına neden olur.
  • Periferal nöropati. Beynin dışında ve omurilikte bulunan sinirlerin işlevini yitirmesi sonucu oluşan hastalıktır.

Felcin travmatik sebepleri

Trafik kazası, bisikletten düşme, kafa veya omurilik bölgesine ağır darbe alma gibi “travmatik” etkenler de felce yol açabiliyor.

  • Omuriliğin yaralanması veya kırılması
  • Sinirlerin doğrudan hasar aldığı brakial pleksus yaralanması, silah veya bıçak yaralanması şeklindeki travmalar
  • Elektrik çarpması
  • Omur disklerinin fıtık olması

Felcin bağışıklık sistemi kaynaklı sebepleri

Felç aşağıda listelenen çeşitli bağışıklık sistemi rahatsızlıklarının bir sonucu olarak da ortaya çıkabiliyor:

  • Bağışıklık sistemi sinir bozukluğu olan Guillain-Barre sendromu.
  • HIV (AIDS) virüsü enfeksiyonu (Aids nasıl bulaşır)
  • Keneler aracılığıyla yayılan iltihaplı bir tür bakteri rahatsızlığı olan Lyme hastalığı.
  • Romatoid artrit (Eklem iltihaplanması şeklinde etkisini gösteren kronik bağışıklık sistemi rahatsızlığı)
  • Omurga bölgesinde enfeksiyon veya iltihaplanmaya yol açan Spondilit hastalığı.

Bunların dışında radyasyon, cıva, kurşun veya arsenik gibi zararlı toksinlerin kişiyle teması sonucu felç ortaya çıkabilir. Yılan sokması da buna dahil edilebilir. Beyin kanaması, beyin tümörü, kafa travması ve kalp krizi gibi rahatsızlıkların bazen felce yol açabildiği de biliniyor.


Felç hangi potansiyel rahatsızlıkları tetikler ?

Çok ciddi rahatsızlıklar sonucu ortaya çıkabilen felç, hızlı bir şekilde teşhis ve tedavi edilmedikten sonra başka hastalıklara davetiye çıkarıp kalıcı vücuttaki hasarın kalıcı olmasına yol açabilir. Bir sonuç olan felcin altında yatan asıl sebep teşhis edildikten sonra tedavi almak ve aşağıda listelenen çeşitli sıkıntılarla karşılaşma riskini azaltmak önem taşır:

  • Felç tedavisinin yan etkileri
  • Kan basıncının (Tansiyon) düşmesi
  • Engellilik
  • Finansal zorluklar
  • Günlük aktiviteleri gerçekleştirmede zorluk
  • Kas atrofisi
  • Yaşam kalitesinin
  • Felcin kalıcı hale gelmesi veya vücudun belli bir bölgesinde hareket ve his kaybı

Felç nasıl tedavi edilir ?

Evet, gelelim “Felç tedavisi var mı?” sorusunun cevabına. Ne yazık ki modern tıp felç için kesin ve net bir tedavi çözümü bulabilmiş değil. Ancak bazı vakalarda felce yol açan etkenin ortadan kaldırılmasıyla hastaların tüm kas kontrolleri ve his kaybı geri kazandırılabiliyor. Geçici yüz felci veya Bell palsisi gibi vakalar geçici kabul edildiği için hastalar spontane bir şekilde iyileşebiliyor. En ileri vakalarda dahi tedavi almak çok önemli, aksi takdirde felcin giderek kötü bir hal alıp multipl skleroz gibi ölümcül kas hastalıklarına kapı aralaması mümkündür.

Tedavi sürecinde asıl hedef felç olan kişinin bağımsız olarak yaşayabilmesini sağlamak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Bu noktada hastalara daha çok yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen, rehabilite edici yöntemler önerilir. Bunlar da şu şekilde sıralanabilir:

  • Yüksek sıcaklık, masaj, kas ve sinirleri uyarıcı egzersiz yapmak gibi fiziksel tedavi yöntemleri
  • Kişinin günlük hayattaki aktivitelerini gerçekleştirmesini hedefleyen iş ve uğraşı terapileri
  • Manuel veya elektrikli tekerlekli sandalye ile scooter kullanımı
  • Sesle çalışan bilgisayarlar, aydınlatma sistemleri ve cep telefonları

Bunun dışında paragrafın girişinde de belirtildiği üzere “Felç nasıl geçer?” sorusunun kesin bir cevabı yoktur.


Felç ne kadar sürede iyileşir ?

Kişinin genel sağlık durumu, felce yol açan asıl neden, sinirlerin hasar durumu, beyin ve omuruliğin hasar görüp görmediği gibi onlarca farklı etken iyileşme sürecini doğrudan etkiler. Dolayısıyla felçli bir hastanın kesin olarak iyileşip iyileşmeyeceği hakkında bir kanıya varabilmek güçtür. Özellikle fizik tedavi süreci aylar, hatta yıllarca sürebilir. Bazı hastalar yolun başında hem his, hem de hareket kaybında muzdaripken zaman içinde kol ve ayaklarını hissetmeye başlayabilirler. Son tahlilde bu soruya “Kişiden kişiye, vakadan vakaya değişiklik gösterir” diye yanıt verilebilir.


Felç nasıl teşhis edilir ?

Hastalara felç teşhisi koymak çoğu zaman fazla bir çaba gerektirmez, çünkü felç belirtileri vücuttaki kasların kontrol yetisini kaybetmesi şeklinde ortaya çıkar. Fakat felce neyin sebep olduğunu öğrenmek doğru tedavi noktasında çok etkilidir. Daha sonra “Felç nasıl iyileşir?” sorusunun cevabı aranabilir.

Baş bölgesine alınan ciddi bir hasar sonucu oluşan travma veya omurilik zedelenmesi gibi felce yol açan etkenler tedavi sürecini yönlendirecektir. Bazen de doktorunuz felcin derecesini, hangi bölgedeki sinirlerin ne denli etkilendiğini araştırmak için teşhis amaçlı bir dizi test gerçekleştirebilir.

X-ray: Bu testlerde küçük miktarda radyasyon yardımıyla vücudun içindeki kemik gibi yoğunluklu yapıların detaylı görüntüleri elde edilir.

CT taraması: CT, birden çok X-ray görüntüsünü bilgisayar aracılığıyla birleştirerek vücudun içindeki doku ve sinirleri birçok farklı açıdan incelenmesini sağlar.

MRI: Mıknatıs, radyo dalgaları ve bilgisayar aracılığıyla vücudun net bir görüntüsünü almaya yarar.

Myelografi: Bu görüntüleme yönteminde hazırlanan özel bir ilaç omurilik kanalına enjekte edilir, böylece sinirlerin X-ray, CT taraması vey MRI’da net gözükmesi sağlanır.

Elektromiyografi (EMG): Bu test kas ve sinirlerdeki elektriksel hareketliliği ölçümlemek için gerçekleştirilir.

Omurilikten su alımı: Uzun bir şırınga yardımıyla omurilikten su alınır.


Felç hangi bölüm bakar ?

Omurilik ve beyin kaynaklı bir hastalık olduğu için felç, sağlık kuruluşlarının “Nöroloji” polikliniklerinde tedavi ve teşhis edilir. Günümüzde devlet hastaneleri felç fizik tedavisi hizmetini SGK’lı hastalara ücretsiz olarak sunmaktadır.


Yazıyı Puanla

SağlıklıHayat.Net
User Rating: 5 ( 2 votes)
Etiketler

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgini çekebilir

Close