Çocukları Tehdit ile ikna Etme

Çocukları Tehdit ile ikna Etme ?

Çocukları Tehdit İle İkna Etme
Çocukları Tehdit İle İkna Etme
Çocukları tehdit ile ikna etme, dirençlerini zaafları ile kırmaya çalışma; annenin, babanın ya da çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilerin sık sık başvurduğu bir ikna yöntemidir.
“Böyle ağlarsan seni parka götürmem.”
“Yemeğini yemezsen seninle oynamam.”
“Söz dinlemezsen sana çikolata almam.”
Bir çocuğun böyle ufak tefekmiş gibi görünen şeylerle tehdit edilmesi; yetişkin bir insanın iş hayatında bir zorba tarafından tehdit edilmesinden farksızdır. Can sıkıcılığı aynı ölçüdedir. Kesinlikle olumlu bir ikna şekli değildir.
Çocuk önüne konulan yemeği çikolatadan, oyundan ya da parktan mahrum kalacağı endişesiyle değil, “ihtiyaç duyduğu için” yemelidir. Bu anlayış ise “anlaşılır ve uygun bir dil ile” konuşarak oluşturulabilir.  Özellikle Bak giderim!”  ya da “Seni başkasına veririm. gibi tehditkâr sözler çocuklarda ciddi kaygılara sebep olur. Anneden ve babadan uzaklaşma kaygısı tüm çocukların belki de en büyük kaygısıdır. Böyle acımasız yöntemlerden en erken evrede vazgeçmek çocuğun psikolojisi açısından büyük önem taşır.

Çocuklar her sözü ciddiye alır.

Bunu bana şakayla söyledi, nasılsa gitmez. diye düşünmez. Onlardan böyle bir anlayış beklenmemelidir. Çocukların en güvendiği iki insan anne ve babasıdır. Bu davranışlar çocukların gözündeki güven duygusunu zedeler. Oysa bu çağlarda en çok “güven duygusuna” ihtiyaçları vardır.

Çocukları Korkutarak İkna Etme

Çocukları Korkutarak İkna Etme
Çocukları Korkutarak İkna Etme
İstedikleri doğrultuda davranılmasını isteyen ebeveynlerin sıkça başvurdukları ikinci yöntem çocukları korkutarak ikna etme yöntemidir.
“Sus yoksa doktora götürürüm sana iğne yapar.”
“O odaya girme yoksa seni öcüler yer.” 
gibi çeşitli sözlerle çocuklara boyun eğdirilir. Korku yöntemiyle pek çok şeyi çocuklara yaptırabilmek mümkündür; ancak bu şekilde onların bir “birey” olmalarını sağlayabilmek mümkün değildir. Çocuğun anne ve babasına karşı güveni zayıflar; çünkü çocuklar ilk etaplarda ebeveynlerine karşı büyük bir güven duyarken zaman geçtikçe bütün bunların bir kandırmacadan ibaret olduğunu anlar. Bu da güven ve saygı ortamını zedeler.
Anlık çözümlerle çocukları itaate zorlamak yerine, onlarla bunun neden böyle olması ya da olmaması gerektiği hakkında güzel bir dil ile konuşmak gerekir. Korkutma politikası bir kenara bırakılır ve onlara bir birey gibi davranılırsa; hem çocuğun öz güveni ve zekâsı gelişir hem de güven bağı zedelenmemiş olur. Doğru iletişim sağlanabildiği takdirde çocuk anlatılanları anlayışla karşılar, gereksiz korkularla sınanmak zorunda da kalmaz.

Sözün özü:

Ebeveynlerin çocukları ile olan iletişimi, tüm iletişimlerin belki de en önemlisidir. Neticede bu günün çocukları yarının yetişkinleri olacaktır. Zekâsı olan her çocuk biraz disiplin ve uygun bir çalışma metodu ile doktor, öğretmen, mühendis olabilir; ama medeni ve ahlaklı insan olmak derin bir iştir. Gelecekten kalite, huzur ve mutluluk umut edenlerin yapabilecekleri en özel şey, özel bir evlat yetiştirmektir. Bu da ancak doğru bir iletişimle mümkün olur.
İnsan psikolojisi üzerinde yapılan araştırmalar her zaman gizemini korumuştur; çünkü her insanın mizacı kendisine özgüdür. Bu sebepten belli başlı kalıplar ile yaklaşımlarda bulunmak da her zaman doğru olmayacaktır. Çocuk gelişimi mevzusunda da durum böyledir. Geçmişten bu güne pek çok anlayış yazılıp çizilmiş; buna rağmen yeni fikirler doğmaya devam etmiştir ve edecektir. Ebeveynler bu fikirleri muhakeme edip, çocuğu için en uygun olanını değerlendirme konusunda özverili olmalıdır. Muhakeme konusunda kendisini yeterli görmeyenlerin ya da bu konuda tedirginliği olanların bir Çocuk Gelişimi Uzmanından yardım alması önerilir.


Yazıyı Puanla

SağlıklıHayat.Net
User Rating: 5( 10 votes)
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.