Domuz Gribi

20 Kasım 2009 Kategoriler: Diğer Hastalıklar,
Domuz Gribi
Sponsor Bağlantılar:


H1N1 vİRÜSÜ YANİ dOMUZ GRİBİ LE İLGİLE MERAK EDİLEN SORU VE YANITLAR 

- Ordu Tabipler Odası Başkanı Dr. Özgür Enginyurt, Pandemik A (H1N1) virüsünün, kuş ve insan gribi virüslerinin bir karışımı olarak ortaya çıkmış yeni bir tür olduğunu belirtti.
Özgür Enginyurt yaptığı açıklamada, hastalığın klinik seyri, endişe duyulan noktalar, hasta olmamak için neler yapılması ve okulların hangi durumlarda tatil edilmesinin gerektiği, mevcut aşının yeterli olup olmadığı, aşıların yan etkilerinin olup olmadığı, kimlerin aşı olması gerektiği gibi sorulara cevap verdi. Hastalığın klinik belirtilerinin mevsimsel gripten farklı almadığını ifade eden Dr. Enginyurt, “Pandemik grip şu aşamada mevsimsel gripten daha ağır seyretmektedir. Fakat hızlı yayılma özelliği mevcuttur. Mevsimsel gripten en büyük farkı toplumun büyük kesiminin daha önceden bu ve benzeri olan viruslerle karşılaşmamış olmasıdır. Bu nedenle dünya nüfusunun ciddi bir kısmı hastalığa açıktır. Pandemik gribin öldürme hızı binde 3-5 arasındadır. Bu normal gripten daha düşük bir orandır. Ancak hastalığa yakalananlar arasında belli gruplarda ölüm oranı normal gribe çok daha göre daha yüksektir” dedi.

Bu Hastalığın bugüne kadarki seyri ele alındığında 6 ay-24 yaş arası çocuk ve gençlerin daha çok etkilendiğinin görüldüğünü belirten Dr. Enginyurt, “Hamileler, hasta olan kişilerle ilk temas edebilecek hizmet grupları, hastalıktan etkilenecek gruplar arasında sayılmaktadır.

  
 Hastalık 65 yaş üzerindeki kişilere kolay bulaşmamaktadır. Bunun 1918′de meydana gelen büyük salgın ile ilgili olduğu düşünülüyor. 1918′de meydana gelen grip salgınındaki virüs bugünkü virüse çok benzemektedir . O virus 1950′lere kadar dolaştığı
için 65 yaş üzerindeki kişilerin kısmi bağışıklık geliştirdiği kabul ediliyor. Endişeler influenza A virüsünün çok kolay yapı değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu anlamda, ilerleyen süreçte hastalığın seyrinin daha ağır olup olmayacağı hakkında kesin bir şey söylenememektedir. Geride bıraktığımız yüzyılda yaşanan grip salgınlarında, başlangıçta hafif enfeksiyona sebep olan virüsün sonradan daha öldürücü hastalık yapma yeteneğine kavuştuğu izlenmiştir” dedi.

OKULLARIMIZIN TATİL EDİLMESİYLE İLGİLİ ÖLÇÜT YOKTUR

Öncelikli risk grup olarak ifade edilen çocuk ve genç yaş grubunu hastalıktan korunması için kişisel hijyene dikkat edilmesinin başta geldiğini dile getiren Dr. Enginyurt şunları belirtti: “Okullarda hijyene, özellikle el hijyenine çok yoğun olarak önem verilmeli, eller sık sık yıkanmalıdır. Küçük yaş gruplarında eğer çocukların sık sık ellerini yıkamaları sağlanamıyorsa alkollü el dezenfektanları kullanılmalıdır. Okullarda, çocukların birarada bulunmalarının zorunlu olmadığı sınıf dışı faaliyetler sınırlanmalıdır, yakın temas oldukça tehlikelidir.

Ne kadar çok farklı gruptan çocuk bir araya getirilirse riskin o kadar artacağı  düşünülmelidir. Okul gezileri sınırlanmalıdır. Okulların tatil edilmesiyle ilgili şu an için geliştirilmiş rakamsal bir ölçüt ne yazık ki yok. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), okul kapatma ve benzeri uygulamaların salgının başlangıcında yapıldığı takdirde enfeksiyonun yayılmasını yavaşlatacağını, dolayısıyla sağlık otoritelerine gerekli hazırlıkları yapmak için zaman kazandıracağını belirtmektedir.

 
Bugün için ülkemizde gerçekleştirilen okul kapatma uygulamaları da aşı sağlanana kadar enfeksiyonu olabildiğince sınırlı tutabilmek amaçlıdır”

HASTALANAN ÇOCUKlAR 7 GÜN EVDE TUTULMALIDIR

Hasta olduğu düşünülen kişilerle temas etmiş olanların rutin olarak bu virüsün varlığı yönünden taranmalarına gerek olmadığını kaydeden Dr. Enginyurt, “Hastanın grip semptomları yönünden takip edilmesi yeterlidir. Fakat semptom çıkması durumunda hasta tedavi yönünden değerlendirilmelidir. Semptom gözlenen hastaların önemli bir kısmında da tedaviye ihtiyaç duyulmayacaktır. Uluslararası bilimsel kurumların hastalığa yakalanan herkesin tedavi edilmesine yönelik önerisi bulunmamaktadır. Belli birtakım risk

faktörü taşıyan kişilerin tedaviye alınması gerekecektir. Pandemik gribin belirtileri mevsimsel griple aynı olup ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrıları ve daha geri planda kalan burun akıntısı, ishal, bulantı ve kusma gibi belirtilerdir. Hastalanan çocuklar okula gönderilmemeli, veliler bu konuda uyarılmalıdır. Hastalık tamamen iyileşene kadarki süre genellikle 7 gündür. Hastalar bu süre zarfında evde tutulmalı, hastalığın daha uzadığı durumlarda ise ateş düştükten en erken 24 saat sonra
okula gönderilmelidir. Hastalanan çocukların iyi beslenmeleri ve bol sıvı almaları sağlanmalıdır” şeklinde konuştu.

BAKIN ; TEK DOZLUK CİVALI AŞI SORUN OLMAZ

Halen var olan grip aşısının yeterli olup olmadığı sorusuna da açıklık getiren Dr. Enginyurt, “H1N1 için geliştirilen aşı şu anda ABD, İsveç ve Macaristan’da kullanılmaktadır. Şu an Türkiye’de var olan aşı bir yıl öncesinin influenza virüsüne karşı geliştirilen mevsimsel grip aşısıdır. Pandemik grip aşısının üretim çalışmaları temmuz ayı başından bu yana devam etmektedir. Yaklaşık 5 bin civarında çocuk ve erişkinde denendiğini ve belirgin bir yan etkisinin izlenmediğini biliyoruz. ABD ve Avrupa’da

üretilen 2 tip aşı var. Bu 2 tip aşının etken maddeleri birbirinden farklı. Birinde zayıflatılmış canlı virüs var, diğeri ise ölü virüs içeriyor. Aşılar içerisinde 3 önemli madde var. Bunlardan birisi antijen denilen, vücutta esas bağışıklığı sağlayacak olan virüsün parçasını içeren kısım. 2. madde ise ABD’de olmayan ve Avrupa’da olan, adjuvan denilen ve aşının bağışıklık yapma gücünü artıran madde. Aşılarda bu amaçla uzun yıllar alüminyum kullanılmıştı. ABD, var olan fakat bilimsel olarak kanıtlanmayan

iddialar nedeniyle, aşıların içinde adjuvan madde kullanılmasına izin vermiyor. Adjuvanların çok nadir olarak alerjik reaksiyonlara yol açtığı, bazı romatolojik hastalıklar gibi istenmeyen bazı yan etkilere yol açtığı öne sürülüyor. Bu sebeple de ABD’de hukuki olarak sorumlu tutulan çok sayıda dava olduğu için bu maddenin aşılara konulmasına izin verilmiyor. Avrupa’daki aşıların içinde adjuvan maddesi var. Bu aşılar 5 büyük firma tarafından üretiliyor. Türkiye’ye gelecek aşıların içerisinde büyük ihtimalle

bu madde olacak. ‘Bunun bulunmasının bir zararı var mı ?’ sorusuna kesin bir yanıt verilemiyor ancak Avrupa Birliği’nde adjuvanlı aşılar yıllardır uygulanıyor ve ciddi bir yan etki halihazırda bildirilmiş değil. Ama bu sadece Türkiye’ye has bir şey değil, ABD dışındaki tüm ülkelerdeki aşıların içerisinde adjuvan maddesi olacak. 3. madde ise cıvalı bir bileşik. Aşının, başka mikroplarla kontamine olmasını, bulaşmasını engelleyen koruyucu bir madde. ABD’deki aşıların içerisinde bu da bulunmuyor. Civa olması

çok da bir önem taşımıyor. Çünkü, arka arkaya çok dozda aşı yapıldığı takdirde, vücutta birikip özellikle çocuklarda bir takım rahatsızlıklara yol açabiliyor fakat tek doz yapımında bir sorun bulunmuyor” şeklinde konuştu.

AŞININ FAYDASI YAN ETKİLERİNDEN FAZLADIR

Domuz gribi aşısının mevsimsel gripten daha fazla etkisinin olduğunun bugüne kadar tespit edilemediğini ifade eden Dr. Enginyurt, “Grip aşısı dünyada 50 yıldan daha uzun süredir üretilen bir aşı. Üretme tekniği teknolojinin de gelişmesiyle çok daha iyileşmiş olmakla birlikte temel olarak üretim basamakları onyıllardır hep aynı. Embriyonlu tavuk yumurtasından üretiliyor. Son yıllarda doku kültürlerinden de üretilse de bunların sayısı çok az. Dolayısıyla dünyada bu konuda ciddi bir deneyim ve birikim var.

Domuz gribi aşısının mevsimsel influenzadan daha fazla bir yan etkisi olduğu bugüne kadar tespit edilmedi. Ancak lokal yan etkiler olabiliyor; aşı yerinde hafif kızarıklık, aşı yerinin hafif ağrıması gibi. Buna karşılık ciddi yan etkiler çıkması ihtimali son derece düşük ve mevsimsel grip aşısında beklenen yan etki oranından daha fazla değil. Ancak dünyada ilk kez böyle büyük bir kitlesel aşılama faaliyeti olacağı için milyonda bir ya da daha nadir görülen yan etkilerin de ortaya çıkma ihtimali de ihmal

edilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü bunları takip ediyor. Aşının kanser yaptığına ilişkin söylentiler kesinlikle doğru değil. Uyudurma … Grip aşılarının üzerine haksız bir şekilde yapışıp kalan kötü şöhret, 1976 yılında ABD’deki aşılama sırasında sinir sistemini tutan bir hastalık olan Guillain-Barre hastalığının sıklığında bir artış tespit edilmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu artışın aşıdan kaynaklandığı kesin olarak gösterilemediği gibi sonraki onyıllar boyunca grip aşılarının bu hastalığa sebep olduğu ıspatlanamamıştır. Bu

hastalık her toplumda 100 binde 4-5 sıklıkta görülmekte ve viral infeksiyonlar tarafından da başlatıldığı düşünülmektedir. ABD’de aşı yan etkilerini takip eden kuruluş yıllar içerisinde yüzbinlerce aşı uygulamasını değerlendirdikten sonra grip aşılarının bu hastalık riskini artırmadığını, tersine bir miktar azalttdığını belirtmiştir” ifadelerini kullandı.

Kesinlikle aşı olunmasını önerdiklerini söyleyen Dr. Enginyurt, sözlerini şöyle sonlandırdı : “Aşı adjuvanla birlikte yapıldığı zaman bağışıklık potansiyeli çok daha yükseliyor. Birisi yüzde 70 bağışıklık kazandırıyorsa, birlikte olduğunda bu oran yüzde 90′a çıkıyor. ‘Adjuvana bağlı yan etki görülebilir mi’ sorusuna da kesin yanıt verilemiyor, çünkü dünyada hiç bu kadar çok yaygın bir aşılama uygulanmadı. Nadir ihtimallerden dolayı insanların aşıdan mahrum kalmaları doğru değildir. Böyle bir yan etkinin

olup olmayacağını şu anda bilmeden bu konuda spekülasyon yapmak doğru bir yaklaşım değil. Aşının faydası, muhtemel yan etkinin yapacağı zarardan çok daha büyüktür. Bu sebeple yan etki olabileceği endişesiyle aşı yaptırmamak büyük hata olur. Çünkü aşının alternatifi hastalığa yakalanmaktır. Bunun sonuçları ise daha kötü olabilir. 65 yaş altı tüm nüfusun belli bir öncelik sırasına göre aşılanması gerekmektedir. Sıranın başında, hastalığa en açık kesim olarak nitelenen 6 ay-24 yaş arasındaki kişiler,

hamileler, kronik hastalığı olanlar, hastalıkla öncelikli karşılaşabilecek hizmet grupları, sağlık çalışanları, itfaiye, güvenlik görevlileri vs. yer almaktadır.

Benzer Yazılar

Önceki Yazı: Sonraki Yazı:

Yorumlar

3 Yorum yapılmış "Domuz Gribi"

  1. GAKKOŞ demişki 20 Kasım 09 11:16 

    BEN AŞI OLMAK İSTİYORUM AMA AŞI HENÜZ YOK MALESEF ,YOK RİSK VAR FALAN Dİ,YE MİLLETİ KANDIRIP KAFASINI KARŞITIRDILAR ÇÜNKÜ 1 TANE AŞININ MALİYETİ DEVLETE 689 YTL , PAHALI BİR AŞI HERKESE YETECEK KADAR YOK , KAVGA ÇIKMASIN İZDİHAM OLMASIN , AŞILAR ÇALINMASIN DİYE BÖYLE YAPTILAR BENCE , ÇĞNKÜ TÜKİYE NÜFÜZÜ 80 MİLYON , ÜLKEYE GİREN AŞI SAYISI 2 MİLYON , BU NE BİÇİM ŞEY HAM AŞI OLUN DİYORLAR HEM AŞI VERMİYORLAR BİZ ÖLDÜKTEN SONRA GELİR ARIK AŞILAR , BİZİM MİLLETİMİZ DE CAHİL ZATEN ATIN ÖLÜMÜ ARPADAN OLSUN DİYO ZATEN İŞSİZLİK BELİNİ BÜKMÜŞ ÖLSEM DE KURTULSAM DİYOR İNSANLAR

  2. KUŞ KAFA demişki 20 Kasım 09 11:17 

    EVET DOĞRU KATILIYORUM BAŞBAKANIN SÖZLERİ DE TARTŞILIR SÖZLERDİ AMA MEDYA SÜTÜNÜ KAPATTI SANKİ

  3. SUFİ demişki 20 Kasım 09 11:18 

    YA KAFAMIZ BAYA KARIŞTI OLSAK MI OLMASAK MI